Kur'an'da "miskin" kelimesi birçok yerde geçmektedir; anlamı yalnızca maddi yoksunluğu değil, güçsüzlüğün en derin hâlini ifade eder. Kimi zaman denizin ortasında fırtınaya kapılmış, çaresizliğin sınırına itilmiş yolcuları haber verir (18/79); kimi zaman evine ekmek götüremeyenleri, toplumun merhametine muhtaç bırakılanları anlatır (2/184; 2/215); kimi zaman da himayesiz bırakılmış, kendini savunacak gücü kalmamış insanları işaret eder (4/36; 17/26). Başka bir yerde, toprağa yapışmış hâlde hayata tutunmaya çalışan kimselerin hâlini tasvir ederken (90/16) başka bir yerde ise yalnız açlık değil, kimsesizlik ve korunmasızlık hâliyle birlikte anıldığı da görülür (76/8).
Miskin kavramı, bütün bu ayetlerde ortak bir özellik taşır: Hayatın yükü altında hareket edemeyecek kadar güçten düşmüş insan. Mâûn Suresi'ndeki vurgu da tam buradadır: Miskinin yemeğe, rızka, yardıma ihtiyacı olduğu kadar; görülmeye ve fark edilmeye de ihtiyacı vardır. Bu bağlamda "taâmi'l-miskîn" yalnızca aç bir insanı doyurmak değildir; düşmüş birini kaldırmak, çöküş hâlindeki bir ruhu fark etmek, desteğe ihtiyacı olana omuz vermektir. Çünkü miskin, çoğu zaman yardım isteyemeyecek kadar güçsüzdür.
s. 14 zamanın ya da kaderin(ya da gelecekte gizlenen o şeye ne dersek diyelim), kulaklarını buyur ettiği kelimeler tuhaftır. Bugünün bakış açısıyla, ifademi bütün o ertelenmiş acımasızlığını görüyorum.
s. 15 Eski kahkahası, o taze ve neşe ruh halini asla geri gelmediğini hatırlıyorum. Uzun süreliğine sessizleşiyordu, bazen kendine ait sessiz bir modun içinde sadece başını hafifçe sallayıp duruyordu.
s. 17 bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hala var olduğumu söylenebilir mi?
… Bir süreliğine yalnız kalmak ve çocuk gibi ağlamak istiyordum.
‘keder devriyesi’
Çıkışta babam kapıda durdu ve şöyle dedi: Doktor bey, organlarımı bağışlamak istiyorum ama sağlam, doğranmamış bir yerim kalmadı…
Acı, içimi yakan acı, ah ciğerleri dağlayan acı…
s.79 ameliyatı ile farklı iki cümle. İlki bir olgu, bir sonuçtur, ikincisi – bir roman. Umut ve çaresizliğin birbirini besleyip alevlendirdi uzun bir hikaye. Birini oksijeni daima diğerinin ateşini harlar.
s.85 çok sessiz bir şekilde canım çok acıyor artık, dedi, bunu iki kez tekrarladı, çok acıyor… Onun gibi vic canının acıdığını söylüyorsa, bu acının son aşamasıdır.
S.92 mutluluk kısa sürer, tıkalı bahar açıp solan Nergisler ve Fulyalar gibi. Hüzün, her şey boğan ve babamın onlardan kurtuluş yok dediği inatçı otlar gibi uzun süre kalır.
Bu uzun bir kederdir, diyor bir arkadaşım. Güzel bir ifade ama ben henüz acının içindeyim. Önce uzun bir acı olur. Keder sonra gelir…
Aslında babalarımız bizi severdi, babam konusunda bundan eminim, sadece bunu nasıl göstereceklerini bilmiyorlardı onlar da hiç kimse bunu nasıl yapacağını göstermemişti o garip sha ancak torunları aşabiliyordu.
Evsiz yaşayamayan sadece insanlar değildir, evler de insanları olmadan yaşayamaz.
Sen
Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra az bir değer karşılığında satmak için “Bu Allah katındandır” diyenlere yazıklar olsun. Vay elleriyle yazdıklarından dolayı onlara, vay kazanmakta olduklarına!
2-Bakara Suresi 79
ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ
İşte o Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; müttakiler için yol göstericidir.
Bakara 2
اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ
Onlar ki gaybde(gizlide, içtenlikle) inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah rızası için) harcarlar.
3
وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ
Sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar; ahirete de kesinlikle iman ederler.
4
اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
İşte onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve umduklarına erenler, işte onlardır!
5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ
Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, (azaptan) korunasınız.
21
اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشاً وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقاً لَكُمْۚ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَاداً وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
O (Rabb) ki yeri, sizin için döşek, göğü de bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile Allah’a eşler koşmayın.
22
Hassas ayar olgusu, yalnızca teistik düşünürler tarafından ileri sürülen spekülatif bir iddia olmayıp farklı metafizik duruşlara sahip bilim insanları tarafından da açık biçimde teslim edilmektedir. Nobel ödüllü fizikçi Steven Weinberg, kozmolojik sabitin değerinin yaşam için olağanüstü derecede dar bir aralıkta bulunduğunu kabul ederek bunu açıkça fine-tuning problemi olarak nitelendirmektedir.”* Ateist kimliğiyle bilinen Fred Hoyle ise karbon elementinin yıldız içi nükleer süreçlerle oluşabilmesi için gereken hassas fiziksel koşulları fark ettiğinde şöyle diyecekti: “Olguların sağduyulu bir yorumu, fiziğin yasalarının âdeta üstün bir zekâ tarafından ince ayarlanmış olduğunu düşündürmektedir.”79 Nobel ödüllü matematikçi ve fizikçi Roger Penrose ise evrenin başlangıç entropisinin son derece düşük olmasını matematiksel olarak analiz etmiş ve bunun rastlantıyla açıklanma ihtimalini akıl almaz derecede küçük bir olasılık olarak ifade etmiştir.”
Askeri rejim, 24 Ocak kararları ile başlayan politika yönelişini, 1977-79 krizine sermayenin talepleri doğrultusunda yanıt getirecek biçimde sürdürmüştür. Bu yanıt, esas olarak, işgücü piyasasının ekonomi-dışı, yani askeri ve yasal yöntemlerle disiplin altına alınmasıdır. Sendikal faaliyetlerin askıya alınması, DİSK yöneticilerinin yargılanması, grev yasağı, ücret belirlenmesinin toplu sözleşme düzeninden Yüksek Hakem Kurulu (YHK)’na kaydırılması (ve böylece reel ücretlerin aşındırılmasının güvence altına alınması) sözü geçen askeri yöntemlere örneklerdir. 1982 Anayasasının sermaye-emek ilişkilerinde açıkça emek aleyhtarı tavır alan hükümleriyle askeri rejimin çalışma hayatına ilişkin olarak gider ayak çıkardığı bir dizi yasal düzenleme, işgücü piyasasının yasal ve kurumsal yöntemlerle disiplin altına alınması çabalarına örnek gösterilebilir. Bu politikalarla ilgili düzenlemelerde askeri yönetim TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) ve TİSK (Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu) lobilerinin görüşlerini sadakatle izledi.