Sıradan, basit, önemsiz davranışlarımızın bir iklim felaketine yol açabileceğini ve bunun, insanın kendini boşluğa atmasıyla eşdeğer olabileceğini kabul etmemiz güç; kökü çok eskilere dayanan kimliksel bağlılıklarımızın insan ırkının ilerlemesini tehlikeye düşürebileceğini kabul etmemiz de güç. Dolayısıyla, dünya üstünde, hiçbir şeyin bütünüyle yeni olmadığına inandırmaya çalışıyoruz kendimizi ve alışılagelen işaret noktalarına, atalarımızdan kalma aidiyetlerimize, durmadan tekrarlanan kavgalarımıza, aynı şekilde dayanaksız gerekçelerimizle tutunmayı sürdürüyoruz.