1852’de ilk kez basılan Tom Amca’nın Kulübesi’ni, yıllar önce alıp (8 yıl kadar) rafta bekletmiştim. Son yaşanan ırkçı olaylardan, zamanının geldiğine kani oldum. Kitap, 19. yy Amerika’sında ve İncil’den sonra en çok satan eser olmuş. Kitabın bir diğer ismi de “İkinci Sınıf İnsanların Yaşamı”. İç Savaş’ın kıvılcımını tutuşturan ve köleliğin kaldırılmasında büyük payı olan “büyük bir gerçek roman”. Giriş kapak yazısında, İç Savaş döneminde küçük bir yazar olan Harriet Beecher Stowe ile tanışan Başkan Abraham Lincoln şöyle ifade etmiş durumu: “Demek bu büyük başlatan küçük hanımefendi buymuş.”
Tom Amca’nın Kulübesi, ilk olarak Fahrenheit 451’de “beyazların hoşlanmadığı kitap” şeklinde söz edilmesiyle merak ettirmişti beni. Roman, insan olmanın sefaleti üzerine yazılmış en etkileyici kurgulardan kesinlikle. Kölelik dönemiyle ilgili okuduğum romanlarda, bu denli gerçekçi anlatan eserle karşılaşmak, hem de dönemi düşününce... büyük cesaret ve insan olmak üzerine bir ders! Roman basılınca, Amerikalıların çoğu, köleci toplum yapılarından bi’haber olması, “yok artık deyip” şaşırdığım bilgilerden. Toplumsal yapının çözülmesini sağlayan bu eser, Afro-Amerikalılar’ı bir nevi “insan” kategorisine yerleştirebilmeyi akıllarına sokmuş yazar Beyazların. Açıkçası şaşırdım dike getirdim de, neden şaşırdıysam... 1 Eylül 1939’da Polonya’yı işgal etmesi ve ardından yaşanan Nazizim teröründe 6 milyon Yahudi’nin hayatını kaybetmesi çok büyük insan kıyımı olmasına rağmen, Almanya hükümeti, uyguladığı sansürle, televizyonda katliam yerine “yaz filmleri, eğlence programları” yayınlayarak, bireylerin katliamdan haberdar olmamasını sağlamıştı; tabii halk da bilinçsiz olunca bu tablo kaçınılmaz(!) Yaşadığın çağa gözlerini kapatmamak, yanlışı eleştirmek büyük bir insaniyet görevidir, ki vicdan var