İtalya'da 105 yaşın üzerindeki 3.806 kişiyi içine alan bir araştırma, 75 yaşındaki birinin 55 yaşına kıyasla ölüme daha yakın olduğunu ve 105 yaşına kadar da her yaş için bu ihtimalin giderek yükseldiğini ortaya koyuyor. Ancak araştırmaya göre 105 yaşının üzerinde ölüm riski yavaşlıyor ve plato yapmaya başlıyor.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Alıntı
Şeyh Hamidüddin Aksarayi'nin tasavvuf geleneğinin merkezinde yer alan Melameti düşünce vefatından sonra müritleri tarafından devam ettirilmiştir. Şüphesiz onun en önemli halifesi ve kendisinden sonra fikir­lerinin Anadolu coğraf yasına yayılmasını sağlayan şahsiyet, Akşemseddin ve Bıçakçı Ömer Dede gibi iki farklı meşrebe ve karaktere sahip iki mürit yetiştirdiği bilinen, II. Murad devri Anadolu sufiliğine damgasını vurmuş Hacı Bayram Veli'dir. Dönemin kaynaklarından, Bursa'da tanıştığı Şeyh Hamidüddin Aksarayi'ye intisab ederek tasavvuf yoluna girensi Hacı Bay­ram Veli'nin şeyhe mürid oluşuna dair ilginç bir menkıbe anlatılır. Buna göre Şeyh Hamidüddin, halifelerinden Şeyh Şüca Karamani'ye "Ankara'da Hacı Bayram adlı bir müderris vardır, var anı davet eyle gelsin" diyerek yanına göndermiş. Şeyh Şüca Karamani, Ankara'ya gitmiş, Hacı Bayram Veli'yi medresede ders verirken bulmuş. Kendisine Şeyh Hamidüddin'in davetini iletmiş. Şeyh Şüca Karamani'nin sözlerini dikkatlice dinleyen Hacı Bayram Veli, "davete icabet gerektir" diyerek yola çıkmış. Bu davet son­rasında şeyhin yanına giden ve asıl adı Numan olan Hacı Bayram Veli'ye, söz konusu görüşme bir bayram ayında gerçekleştiği için şeyhi tarafından teberrüken Bayram isminin verildiği rivayet edilir. Bu konuda diğer kay­naklardan farklı olarak Abdurrahman el-Askeri, Hacı Bayram Veli'nin Şeyh Hamidüddin'e intisabının Adana/Sis'te gerçekleştiğini yazmaktadır. Seyru sulukünü Şeyh Hamidüddin Aksarayi'nin yanında tamamla­yan Hacı Bayram Veli, şeyhinin meşrebini benimsediği gibi, Bursa'dan ay­rılmasından sonra onu aramak için Arap bezirganı kılığında yollara düşerek Adana/Sis'te Nebi Sufı'nin evinde onu bulmuştur. İsmail E. Erünsal, Hacı Bayram Veli Adana/Sis'e geldiği zaman şeyhinin "Neye geldün. Hal nice oldu" sorusuna Hacı
Sayfa 106·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Allah Teâlâ, Fâtiha sûresindeki faziletleri diğer peygamberlere değil, sadece Resûl-i Ekrem’e vermiştir. Resûl-i Ekrem, Cebrâil aleyhisselâm ile otururken yeryüzüne ilk defa inen bir melek huzûruna gelmiş ve: “Sadece sana verilen, daha önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nûr sebebiyle seni tebrik ederim” diyerek bu iki nûrun, Fâtiha sûresi ile Bakara sûresinin son iki âyeti (Âmenerresûlü) olduğunu bildirmiştir. Müslim, Müsâfirîn 254, nr. 806; Nesâî, İftitâh 25, nr. 913.
Din
1918...1920
Filistin'in 1918 senesinde İngilizler tarafından işgal edilmesi ve Osmanlı'nın bölgeden çekilişi Nebi Musa festivali'nin de çehresini bir anda değiştirmişti.Bu esnada, Yahudi göçü de dikkat çekici ölçüde artmaya başlamıştı. 1919 senesinde Filistin'e 1.806 Yahudi göçmen gelirken, bu sayı 1920 senesinde 8.223'e çıkmıştı.
Dersim Harekâtının Bilançosu
2 Kasım 1939’da İçişleri Bakanı Faik Öztrak tarafından Başbakanlığa sunulan yazıda harekâtın bilançosuna dair önemli bilgiler veriliyordu. Yazının ekinde yer alan ve Tunceli Kanunu’nun uygulanmasından bu yana Dersim harekâtlarında elde edilen insan ve silah miktarıyla ordunun zayiatını gösteren cetvele göre 1937-1938-1939 yıllarında toplam 199 asker şehit olmuş 354 asker yaralanmıştı. Aynı zaman diliminde 13.806 asi öldürülmüş, 2967 asi yakalanmış, 4616 asi teslim olmuştu. 1938 yılında hem şehit ve yaralı sayısının hem de öldürülen asilerin çokluğu dikkat çekiyordu. 1938’de 13.160 asi imha edilirken 122 şehit ve 251 yaralı verilmişti. Toplamda asilerden 6117 tüfek toplanırken, 4263 tüfekle en çok tüfeğin toplandığı yıl 1937 yılı olmuştu. Bazı aşiretler silahlarını devlete vermemek için Dersim dışına kaçırmışlar ve fakat devlet bu silahları da toplamıştı. 1937 yılında Erzincan’dan 2845, Elazığ’dan 703, Bingöl’den 935, Sivas’tan 4122 ve Malatya’dan 21 olmak üzere Dersim dışından toplam 8626 silah toplanmıştı.
Sayfa 216·Kitabı okudu
İhya'da Zayıf Hadis Var İthamına Dair İzah
İHYA'DA GEÇEN SENEDİ ZAYIF ve MEVZÛ HADİSLER MESELESİ Bazıları, tasavvuf kitaplarında ve İmam Gazâlî'nin [rahmetullahi aleyh] İhyâ adlı eserinde senet yönüyle zayıf kabul edilen birçok hadis-i şerife yer verildiğini, hatta hadis diye uydurulmuş haberlere dahi rastlandığını söyleyerek bu kitapları tenkit etmekte, onları zayıflatmakta, halkın gözünde itibarını zedelemektedir. İhya'da senedi zayıf râviler yoluyla gelen hadislerin de bulunduğu doğrudur. Bunu hadis ehlinin tespitiyle söylüyoruz. Yine onda, hadis ehlinin, aslını (kaynağını) tespit edemedikleri, birtakım sözlerin (mevzû haberlerin) bulunduğu da vâkidir. Bunların hepsi, önceki kitaplardan nakildir. Önce şunu belirtelim: İmam Gazâlî [rahmetullahi aleyh), İhya kitabındaki bütün hadislerin teknik olarak hangi gruba girdiğini yani senedi yönüyle sahih mi, hasen mi, zayıf mı, hadis diye uydurulmuş bir söz mü olduğunu iyi bilmektedir. Allâme Tâceddin es-Sübkî'nin [rahmetullahi aleyh] belirttiği gibi, İmam Gazâlî İhyâ kitabında (veya diğer eserlerinde) bir hadis uydurmamıştır ki, kınanıp tenkit edilsin. Bunu iddia etmek, kuru bir taassuptur ve hiçbir âlimin kabul etmeyeceği çirkin bir iştir. İmam Gazâlî'nin yaptığı iş, eserinde işlediği konuya delil ve örnek olacak sahih ve hasen hadisleri naklettiği gibi, senedi yönüyle zayıf kabul edilen ve bir kısım mevzû hükmü verilen hadislere de yer vermesidir. Yani, hazret, kendisinden önce yazılmış ve İslâm âleminde yayılmış hadis, siyer, tabakat ve ahlâk kitaplarına itimat ederek, onlarda gördüğü hadisleri eserine almıştır. Bu şekilde Allah Resûlü'ne [sallallahu aleyhi vesellem] nispet edilen her hadisi ihmal etmemek, onu amel edecek ümmetin önüne koymak ve gündemde tutmak istemiştir. Hadis aldı-ğı kaynakların başında Ebû Tâlib el-Mekkî'nin [rahmetullahi aleyh],