Magnet :)
“İstanbul’da boğazı seyre dalıp, bir bardak çay ile bir simit yemediysen eğer İstanbul’u ne görmüş, ne gezmiş, ne de tanımışsındır.” Canan Tan
"Küçücük bir mutluluk istiyorum. O kadar küçük olsun ki, İstemesin kimse benden onu..!" Canan Tan
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Doğan Acvıoğlu'nun "Türkiye'nin Düzeni" adlı eserinde Osmanlı'nın ekonomik düzenini şu şekilde aktarıyor; "Saray erkanı, (II.Abdülhamid dönemi) demiryolu, tramvay, elektrik ve gaz tesisleri imtiyazlarını yabancı şirketlere peşkes çekerek büyük kârlar sağlamışlardır." 1854'de Kırım Savaşı'yla birlikte Osmanlı 42 kez borç almıştır. Bu borçların 13'ü II. Abdülhamid döneminde alınmış, Muharrem Kararnamesiyle 20 Aralık 1881 mali iflas ederek Düyun-ı Umumiye İdaresi kurulmuş, vergiyi yabancı güçler toplamıştır. Yani devlet içinde devleti oluşturulmuştur II.Abdülhamid yönetimi. Yine 1571 de Venedik'ten aldığımız Kıbrıs Adasının 307 yıl sorna 4 Haziran 1878'de İngiltere'ye koşulsuz vermiştir. 1897'de Osmanlı-Yunan savaşında, Türk ordusu Yunanı yenmiş ancak yabancı devletlerin II. Abdülhamid'i tehdit etmesiyle askerî zaferle savaştan çıkan Türk ordusunun galibiyeti diplomatik mağlubiyetle sonuçlanmıştır. II. Abdülhamid 33 yıllık padişahlığı döneminde 1876-1909 arasında 1 Milyon 806 km² toprak kaybetti. Bu Türkiye'nin 2 katıdır. (Türkiye Cumhuriyeti 783.562 km²) Bu tabloya bakınca acaba Cumhuriyetin ilk döneminde ki sert eleştirlerin büyük haklılık payı yok mudur?

Poyraz

@Diagrotes_Kantaire
·
"Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey’in İzmir’in Ödemiş ilçesindeki söylevi de iktisadi alandaki Türkleştirme uygulamalarının göstergelerinden biri niteliğini taşımaktadır. Esat Bey, Cumhuriyet Halk Fırkası üyesi olmasının gerekçelerinden birinin bu fırkanın, ülkenin maddi ve manevi varlıklarını, yabancıların elinden toplayarak Türk ulusuna teslim etmesi olarak göstermiştir. Yakın zamana kadar demiryollarında ve vapurlarda ülkenin bütün ekonomik işletmelerinde, egemenliğin Türk olmayanların kontrolünde bulunduğunu, bu tabloyu Cumhuriyet Halk Fırkasının değiştirdiğini öne sürmüştür. Önceden yabancıların hükmü altında amelelik yapan Türklerin bağ, bahçe ve mülk sahibi konumuna geldiğini söylemiştir. Yine fırkanın esasen efendi olan Türk ulusuna mevkisini iade ettiğini açıklamıştır. Bu yurdun efendisinin Türkler olduğunu, öz Türk olmayanların, Türk ülkesinde yalnızca hizmetçi, köle olmaya haklarının bulunduğunu ifade etmiştir(Hakimiyeti Milliye, 19 Eylül 1930, s.3. )." Bir Türkçünün Cumhuriyeti syf - 68 gastearsivi.com/gazete/hakimiye...
Türkçülük