Puan vermedi·88 syf.··
2018 81. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2018 00:00
Oynatmaya az kaldı doktorum nerde. İşte böyle bir şey okudum. Yorumlardan, aldığım duyumlardan tanımadan okumadan sevdiğim Brandon Sanderson 'u ilk okuyuşum ve modum malumunuz. Bu nasıl bir zekadır, nasıl bir akıl oyunudur hayran kalarak okudum. Kısacık 86 sayfalık ama aklınızı oynatabilecek bir kitap. Kahramanımız Stephen Leeds' in iyi mi kötü mü olduğuna karar veremediğim bir zihinsel rahatsızlığı var. Halüsinasyonlar görüyor, onların kişiliklerini geliştiriyor, her birini yetenek ve bilgiyle donatıyor, dahası kimisi kabul ediyor kimisi halüsinasyon olduğunu kabul etmiyor ve birbirlerinden haberdarlar. (üstelik benden akıllıkar) Konu olaraksa insanlık tarihini kökten değiştirebilecek bir icadın, özel bir fotoğraf makinesinin ve bu makineyi yapan mucidin peşindeler. Monica, Leeds ve halüsinasyonları bilgi ve dedektiflik yetenekleriyle harika bir maceraya sürüklüyorlar... - Onlar benim halüsinasyonlarım. Fakat Stan daha özel bir şey. Onu sadece Tobias duyabiliyor. Tobias şizofren. -"Senin halüsinasyonunun..." -Evet? -"Senin halüsinasyonunun halüsinasyonları var..." (işte burada benim beyin yandı) Keyifli okumalarınız daim olsun...
LejyonBrandon Sanderson · Akıl Çelen Kitaplar · 2017721 okunma
Türk Bilim İnsanı Türker Kılıç Bilime Vicdan Katıyor
Puan vermedi·192 syf.··
2026 54. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 13:55
Harvard’da yürüttüğü beyin tümörleri araştırmalarıyla daha sonra kanser tedavisinde kullanılan Glivec ilacının geliştirilme sürecine katkı sunmuş, Einstein ve Bertrand Russell’ın da kurucu fikirleri arasında yer aldığı Dünya Sanat ve Bilim Akademisi ile Avrupa Bilim ve Sanat Akademisi’ne seçilen dünyaca tanınmış Türk nörobilimci ve beyin cerrahı Türk Bilim İnsanı Türker Kılıç'ın bu eseri, yalnızca popüler bilim kategorisinde değerlendirilemeyecek kadar geniş bir düşünsel çerçeveye sahiptir. Kitap; nörobilimden ontolojiye, sistem teorisinden etik ve medeniyet tartışmalarına kadar uzanan disiplinlerarası bir yaklaşım ortaya koyar. Bu yönüyle eser, modern insanın yaşadığı epistemolojik ve varoluşsal krize karşı yeni bir paradigma önerisi geliştirmeye çalışan çağdaş düşünce metinlerinden biri olarak okunabilir. Eserin en güçlü tarafı, bilimi yalnızca teknik bir bilgi üretim alanı olarak görmemesidir. Türker Kılıç, modern bilimin ulaştığı sonuçların insanlık tasavvurunu da dönüştürmesi gerektiğini savunur. Özellikle beynin çalışma biçiminden hareketle geliştirdiği “bağlantısallık” yaklaşımı, kitabın hem bilimsel hem de felsefi omurgasını oluşturur. Kılıç’a göre gerçeklik; birbirinden kopuk nesnelerin toplamı değil, ilişkiler ağıdır. Kılıç, insanın zihinsel süreçlerini bir "enformasyon ırmağı" olarak ele alır. 86 milyar nörondan oluşan bu yapı, dış dünyayı salt fiziksel bir gerçeklik olarak değil, bir "ilişkiler ağı" ve "bilgi işleme modeli" olarak algılar. Bu bakış açısı, evrenin birbiriyle bağlantılı olduğu gerçeğini bilimsel bir temele oturtur. Beyindeki bilinç nasıl tek bir nöronda değil bağlantı örüntülerinde ortaya çıkıyorsa; toplum, kültür, etik ve medeniyet de ilişkisel bir bütünlük içinde anlam kazanır. Bu düşünce, klasik pozitivist ve indirgemeci bilim
Bilim/Felsefe
Yeni Bilim: Bağlantısallık - Yeni Kültür: YaşamdaşlıkTürker Kılıç · Ayrıntı Yayınları · 2021269 okunma
Reklam
Yaşlı Adam ve Deniz
8/10
·88 syf.··
2026 21. kitabı
2026- 25.kitap Kitabın Adı : Yaşlı Adam ve Deniz Yazarı : Ernest Hemingway Yayınevi : @bilgiyayinevi Türü : Roman Basım Yılı: 2024 Sayfa Sayısı: 86 Sayfa Düşünceler : Ernest Hemingway ( 1899-1961 )ismini duyunca ilk olarak aklımıza 'Silahlara Veda' ve 'Çanlar Kimin için Çalıyor' romanları gelir. Oysa yazarın 1951 yılında yazdığı 'Yaşlı Adam ve Deniz ' kısa romanı 1953 yılında aldığı Pulitzer Ödülünü kazanmış , 1954 yılında kazandığı Nobel Ödülünün de en önemli nedenlerinden birisi olmuştur. Hatta Zülfü Livaneli bu kitaptan esinlenerek ' Balıkçı ve Oğlum ' romanını yazmıştır. Hemingway bu romanın hayatı boyunca yazabileeği en iyi şey olarak belirtir. Bir tanesi 1990 yılında başrolünü Antony Quinn 'in oynadığı olmak üzere üç kere filme uyarlanan eserin 2000 yılında animasyon kısa filmi de Oscar Ödülüne layık görülmüştür. İhtiyar Balıkçı adıyla da bilinen eser Santiago adında yaşlı bir balıkçının oldukça büyük bir kılıçbalığı ile mücadelesi anlatılır. İhtiyar Balıkçının olmasına yakalanan ama ölmeyen kılıçbalığı ihtiyarı sürüklemeye başlar. İhtiyar Balıkçı kılıçbalığının ölmesini beklerken geçmiş hayatıyla da hesaplamaya girer. Balıkçı bir yandan da denizin vahşi doğası ile de mücadeleye girer. Denizi Kutsal bir tarla gibi gören İhtiyar balıkçının tecrübesi O'nu nereye kadar götürebilir ? Köpekbalıkları,açlık,susuzluk gibi pek çok tehlike barındıran denizin içinde tek başına bedensel ve ruhsal varoluşunu sorgulayan balıkçının sonu sizce ne olacak ? Hemingway 'in kendine has üslubu ile gemiciliğe ait terimleri bolca kullandığı bu eseri bir solukta okudum. Jack London deniz öykülerinde daha çok maceraya öncelik verir. Herman Melville 'nin Moby Dick eserinde ise doğanın gücü eşliğinde intikam öyküsü anlatılır. Bu eser ise daha çok denizin insan yaşamı üzerindeki
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma
10/10
·170 syf.··
2026 54. kitabı
Merhaba kitap dostlarım! “Saç Örgüsü”nden sonra yazardan okuduğum ikinci kitap. Bu kitabı da oldukça çok beğendim. Kısa sürede bitirmiş oldum. Saç Örgüsü kitabının tamamen devamı diyemeyiz. Ama bazı hikayelerin bu kitapta biraz da olsa kesiştiğini, izler taşıdığını söyleyebiliriz. Kitapta Hindistan’da yaşayan kadınların zorlu yaşamlarını, dayatılan körü körüne bağlanılmış gelenek göreneklerini, çocuk gelinleri, kadınlara biçilen rolleri, kastlar arası hiyerarşi ve birbirilerine uyguladıkları baskıları, uygulanmayan yasaların acı bir şekilde konu olarak işlendiğini görüyoruz. Kitabın baş kahramanı Lena’nın geçmişte yaşamış olduğu trajik bir olaydan kaçarak Hindistan’a gelmesi ve orada trajik olaylara şahit olmasını okuyoruz, hatta birebir yaşıyoruz… Lena’nın çabasına, mücadelesine, verdiği savaşa hayran kaldım. Bir küçük kızla hayatı nasıl kesişiyor? İkisini neler bekliyor? Okurken merakla sayfaları çevirip bakmak istiyorsunuz. Tavsiyemdir. Mutlaka okuyun. :) Kitaptan Alıntılar *”Yaşam geriye bakarak anlaşılır. Ancak unutmama gerekir ki ileriye bakarak yaşanmalıdır.” (Syf 58) *Rüzgar karşısında direnen bir sazlık gibiydi: Eğiliyor ama kırılmıyordu.(Syf 75) *Yas, paylaşılmayan bir acıydı; kimse yaşınızı taşımanıza yardım edemezdi. (Syf 86) *”Eğitim hayata hazırlık değildir. Eğitim hayatın ta kendisidir.” ~John Dewey (Syf 121) *”Çocuklar her şeye sahipler, elinden alınanlar dışında.” (Syf 143)
1000Kitap
UçurtmaLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 20231,697 okunma
Bu değerlendirmeyi sanırım 2024 yılında yazmıştım;))
10/10
·608 syf.··
Beğendi
·
2025 117. kitabı
"Bir kitap, içimizdeki donmuş denize indirilmiş bir baltadır… Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?" ~Franz Kafka Bu kitap okumaya zahmet edilebilecek bir kitap mı? Kesinlikle evet. Hepimizin kitap okurken farklı amaçları vardır. Kimimiz güzel bir cümlenin altını çizmek için okur. Kimimiz ise bilgi gereksinimini karşılamak için okur. Kehribar Geçidi bu iki özelliği de içerisinde bulunduruyor. Olay örgüsünü canlı tutarak okuru da canlı tutmuş oluyor. "Öyle ölüler var ki öldüğünün farkında değildir."(sayfa 17) Siz bu sıfat içerisinde yer almamış oluyorsunuz. Kendinizi o kadar kaptırıyorsunuz ki okumaya, kelimeleri sanki siz söylüyormuşsunuz gibi geliyor. Bazı cümlelerle ağlıyorsunuz bazı cümleler ile gülüyorsunuz. "Bunları yazarken genellikle gülümsüyorum nadiren ağlıyorum. Bunları okuyacak kişinin benimle aynı yerlerde gülüp ağlamasını temenni ediyorum."(sayfa 86) Temennisini gerçekleştiren Nazan Bekiroğlu ve biz okurlar arasındaki o ince bağı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. "An gelir duyguya da kelimeye de doyduğunu zanneder insan."(sayfa 85) Ama o an bu kitapta yer almıyor. Her zaman yeni bir duyguya, yeni bir kelimeye aç oluyorsunuz. "Acaba" kelimesi yiyor içinizi ve kitabın içinde hapsolmuş bir şekilde buluyorsunuz kendinizi. Bir parça buluyorsunuz kendinizden. Kitabı okudukça keşfediyorsunuz içinizi. Ben kendimi Naso olarak gördüm. Naso okuma yazmaya bilmiyor ama avukat olmak istiyordu. Ve yazıya sürekli sitem ediyordu. Bense matematik yapamıyor lâkin savcı olmak istiyordum. Ve sürekli "Matematik ile hukukun ne alakası var, ne işime yarayacak hayatımda?" gibi sitemlerde bulunuyorum. Naso ve Nisa, ismimiz dahi birbirine çok benziyor. Eğer MS 300'lü yıllarda bulunsaymışım Naso olarak ben
Kehribar GeçidiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,564 okunma
9/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 17:43
“Bir mahallenin içinden geçen tanıdık duygular…” Şermin Yaşar ~ Gelirken Ekmek Al 9/10 Altı Harfli Bir Tatlı ile tanıştığım Şermin Yaşar, bu kitapla kalbimdeki yerini daha da sağlamlaştırdı. Toplam 18 öyküden oluşan kitapta her hikâye farklı bir hayatı, farklı bir kırılma anını anlatıyor. Dili samimi, yalın ve çok etkileyici; okurken zaman zaman hüzünlenmek kaçınılmaz.. En sıradan görünen anların içinden bile insanın kalbine dokunan duygular çıkarabiliyor. Apartmanlar, aileler, komşular, anneler, kırgın çocuklar ve sustuğu hâlde çok şey anlatan insanlar… Her hikâye ayrı bir kapı aralıyor sanki. Anlatılanlar büyük olaylar değil belki ama hepimizin hayatına bir yerden değiyor. Şermin Yaşar insanı ve gündeliği gözlemlemeyi çok iyi biliyor… Ne abartılı bir dram var ne de yapay bir duygu yükü. Her şey olması gerektiği kadar gerçek. Bağırmadan etkileyen, sakin ama güçlü bir anlatım. Kısa hikâyelerin bıraktığı o tanıdık duygu özellikle çok etkileyici. Kitap bitince, uzun zamandır yaşadığın bir mahalleden ayrılıyormuş gibi hissettiriyor… “Bir kitapçıda rafların arasında senin kokunu duyuvermenin hayalini hep kurdum.” (49) “İnsan sevdiğinden duyduğu sözlere ilahi anlamlar yüklüyor bazen.” (59) “Baba ocağı olmayana asker ocağı kucak gibi gelir.” (86) “Kısmetten öte yol yok, çok istersin olmaz ama hiç istemediğin sırada oluvereceği tutar.” (111) Kısacık öyküler içinde büyüyen insan halleri .. . . .
Gelirken Ekmek AlŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20259,7bin okunma
Reklam
Reklam