Nisa Altıparmak

Nisa Altıparmak
Türkçe öğretmeni
47 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
-Hey Tanrım, hey Tanrım! Böyle giderse hepimiz açlıktan nalları dikeriz yakında. -Korkma, dedi Maheu, öldükten sonra açlık falan da kalmaz.
Sayfa 181
Reklam
Hey ulu Tanrım, ne büyük bir yoksulluktu bu! Ya şu kızlar, ne aptaldı hepsi, bütün gün yorgunluktan canları çıktığı halde gelip burada yeni varlıklar, yani çalışıp acı çekecek yeni et yığınları yaratıyorlardı! Karınlarını böyle yeni yeni açlarla şişirdikçe, bu işin sonu gelmeyecekti. Oysa tersine, tıpkı yaklaşan bir felaket karşısında yaptıkları gibi, bellerine egemen olmaları, uçkurlarına sıkı birer düğüm atmaları gerekmez miydi?
Sayfa 131
Hallaç
-Yorulmuşsun baba,dedim. -Yoruldum, dedi. Hiç yorulmazdım. Bilmem nasıl oldu? -Sahi mi baba? Dedim. Hiç yorulmaz mıydın? -Tam yetmiş sekiz yaşındayım. Hiç yorulmamıştım. -Allah daha ziyade etsin! Olur bazen insan. -Yok, olmaz, dedi. Ben yorulmazdım. -Ben hiçbir iş görmedim. Yine yoruldum. Olur böyle şeyler. -Işsizlik insanı yorar, dedi.
Sayfa 33
Ali Safa Bey'in yirmi bin dönümlük toprağı ilk yıl otuz bin dönüme çıkar. Sonraki yıllarda ise durmadan artar. Otuz beş bin, kırk bin, kırk beş bin, elli bin... Elli bir bin... Topraksız kalan köylüler de, toptan, Ali Safa Bey'in yarıcısı olurlar. Irgadı olurlar, kendi toprakları üstünde.
Sayfa 294
Reklam