Sadece uyurken mutlu oluyorum. Uyandığımda kabus başlıyor. Kendimi ıssız bir adaya düşmüş, hapsedilmiş, lanetlenmiş hissediyorum ve ne suç işlediğimi bilmiyorum.
Kardeşim, insanın umutsuz yaşaması ne kadar üzüntü verici! Geleceğe baktığımda tüylerim ürperiyor. Öyle soğuk bir kutup atmosferinde ilerliyorum ki oraya hiçbir güneş ışığı nüfuz edemiyor.
Youtube’da kitap önerileri veren bir kanalın -şimdi adını vermeyeyim- önerisiyle En İyi 5 (veya 10) Aşk Romanı adında önerdikleri romanlardan biriydi. Öncelikle şunu belirtmem lazım, eli yüzü düzgün görünen herkesin önerisi ciddiye alınmamalıymış. Kitabı sesli bir şekilde dinledim, ve sonuna kadar ısrarla bekledim, en iyi aşk romanı olma özelliği nerede karşıma çıkacak diye. Kitabı tamamen bitirdim, ittire kaktıra ve sadece şunu söyleyeyim: Kitap tek kelime ile HAYALKIRIKLIĞI. Aşk romanı diye dinlediğim kitapta aşk yok, tutku var. Bol bol +18 içerikli bölümler var ve gerçek manada midem kalktı. Bunu aşk diye önermelerine aşırı kızgınım. Nasıl bir kafa var insanlarda anlamıyorum, öyle kitaplar okudum ki, zerre +18 içerik olmadan insanın kalbini titreten romanlardı bunlar. Ama romanda birbirine sevgi duymayan sadece tutku duyan insanların olmayan aşkını aramak beni çok yordu ve sinirlendirdi. Öte yandan kitapta yer alan sanayileşme ve para hırsının ele alınma biçimi etkileyiciydi bu konuda hakkını vermek lazım. Ama bana kalırsa kitap kadın-erkek ilişkisinden öteye geçemeyen, ve bir erkek tarafından yazıldığı belli olan bir kitap. Üzgünüm, olmayan şeyleri kitaba atfedemeyeceğim.