Bir aralık aklına Muazzez'i kaçırdığı gün ,öğleyin eve gelirken çocukların kovaladıkları arı geldi. Bu anda kendini ona o kadr benzetti ki ,gözleri yaşardı. Tıpkı o arı gibi hem kuvvetli,hem zayıftı. Tıpkı onun gibi etrafını insafsiz kimseler sarmıştı. Zehrini akıtmasına imkan vermeden onu kıskıvrak yakalıyorlar ve müdafaa vasıtalarını elinden alıyorlardı.
Önüne bir lokma ekmek tutuluyor ve bunun geri alınmaması tehdidiyle en olmayacak şeyler yapılıyordu. İstihfaf ettiği,kendisinden zayıf bulduğu mahlukların mahkumu olmak çok harap edici bir şeydi.