Ahsen

Ahsen
Kendi çapımda kitap okuyup, inceleme yapıyorum. Just archive.
"Bu senin ilk seferindi, değil mi?" "Nasıl?" "Taliban'ı ilk görüşün." Bir şey demedim. Yaşlı dilenci başını salladı, gülümsedi. Ağzında kalabilen sapsarı, çürük dişler göründü. "Kâbil'e girişlerini ilk gördüğüm günü anımsıyorum da. Nasıl da sevinmiştik! Ölümler bitti, dedik. Vah vah! Tıpkı şairin dediği gibi: "Aşkın en pürüzsüz göründüğü an, dertler bastırıverdi!"
Sayfa 296·Kitabı okudu
İlişkiler
Reklam
Bir fark daha: Şimdi dilencilerin çoğunluğu çocuktu; zayıf, asık yüzlü, kimisi taş çatlasın dört-beş yaşında. İşlek yolların kaldırımlarında, burka'lı annelerinin kucağında, inliyorlardı: "Bahsis, bahşiş!" Bir şey daha vardı; ilk anda fark edemediğim bir şey: Yanlarında yetişkin bir erkek görmek, neredeyse olanaksızdı. Savaşlar Afganistan'da babaların, çok az bulunan bir mala, değerli bir ayrıcalığa dönüştürmüştü.
Sayfa 291·Kitabı okudu
İlişkiler
Kerim bodruma inen gicırtılı basamakların üzerindeki kapağı kaldırır kaldırmaz, burnuma küfù andıran nemli, ağır bir koku çarptı. Merdiveni tek sıra halinde indik. Tahta basamaklar Baba'nın ağırlığı altında inledi. Soğuk bodrumda durunca, karanlıkta parlayan gözlerin üzerime dikildiğini hissettim. Odanın şurasında burasında, birbirine sokulmuş karaltılar gördüm; dış çizgileri, bir çift gazyağı lambasının yaydığı kör ışıkta duvara vuruyordu. Bodrumu bir mınltı dolaştı; bir yerlerde damlayan suyun sesi geliyordu, bir de, bir sürtünme sesi. Baba arkamda içini çekti, elindeki çantaları yere bıraktı. Kerim, kamyonun bir-iki güne kalmadan tamir edileceğini söyledi. Öndan sonra, doğru Peşaver'e. Özgürlüğe. Güvenliğe. Bodrum bir hafta boyunca evimiz oldu; üçüncü gece, o sürtünme seslerinin nedenini anladım: sıçanlar. Gözlerim karanlığa alışınca, yaklaşık otuz sığınmacı saydım. Duvarın dibine, omuz omuza dizildik; kraker, ekmek, hurma ve elma yedik. (Göç, her yerde aynı..)
Sayfa 142·Kitabı okudu
İlişkiler
Hasan ameliyat ile tavşandudaklarından kurtulup doğal bir gülümsemeye sahip olabilecekti.. ..Şiş indi, yara izi zamanla iyileşti. Kısa bir süre sonra ince, tırtıklı, pembe bir çizgiye dönüştü. Ertesi kış, yalnızca soluk bir izdi. Buysa kaderin komik bir cilvesiydi. Çünkü o kış, Hasan'ın gülümsemekten bütün bütüne vazgeçtiği kıştı.
Sayfa 56 - Everest·Kitabı okudu
Edebiyat
Gerçekten de, bilinçdışı akıldaki kişisel olmayan güçlerden korkmamıza vetecek kadar neden vardır. Bu güçler asla, ya da hemen hemen asla, kişisel ilişkilerimizde ve olağan koşullar altında ortaya çıkmadıkları için, bizler mutlu bir şekilde onların farkında olmayız. Fakat insanlar biraraya gelir ve bir güruh oluşturursa, işte o zaman kolektif bireyin dinamikleri serbest kalır bir güruhun üyesi oluncaya kadar herkesin içinde uyku durumunda bulunan vahşi hayvanlar ya da iblisler özgürce ortaya çıkar. Kalabalığın içindeki insan, bilinçsiz olarak daha alt bir ahlaka ve entellektüel düzeye iner, aslında bu düzeydeki içerik her zaman orada mevcuttur ve bir kalabalığın oluşmasıyla teşvik edilecek şekilde, bilinç sınırının altında durmaktadır.
Reklam