Anıl Haznedar

Anıl Haznedar
@AHaznedar
İnstagram @haznedaranil
İzmir
24 Haziran
161 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı

Anıl Haznedar

, bir kitap okudu
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
İsmail Küçükkaya
8.3/10 · 128 okunma
Reklam
Puan vermedi·450 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
Sabah oldu. Uyandınız. Akşamdan rahat ve güzel bir uyku çekmişsiniz. Vücudunuz esnek ve ruhunuz huzurlu. Yani mutlusunuz. Hemen kalktınız ve kendinize güzel ve sizi rahatsız etmeyecek bir kahvaltı hazırladınız. Kahvaltınızı yaparken biraz sosyal medyada dolaşıp günün popüler haberlerine bakıp, sevdiğiniz haberlere göz gezdirdiniz. Hava sıcak ve akşamdan terlemişsiniz, ılık bir duş aldınız. Balkondan dışarıya bakıp, biraz kitap okudunuz; yanında bir bardak çay ya da bir fincan kahve. Kitap okumanın verdiği huzurla vücudunuzdaki stresin azalması ve duygularınızdaki gevşemeyle birlikte kendinizi daha hümanist hissederek barış, huzur ve kardeşlik içeren paylaşımlar yaptınız sosyal medyada; kendinizi sorumlu hissederek. Sonra evde sıkıldınız çünkü siz huzurluydunuz ama biliyordunuz ki ülke olarak mutsuzdunuz ve kendinizi yaşamış olduğunuz sahil kenarı kasabasının deniz kenarına atarak yürüyüşe çıktınız. Kulaklıkta hafif tempo ama manalı şarkılar. Yüzünüzde güleç bir ifade. Biriyle temas edecek olsanız, -bazen bir kahve aldığınız çalışan bazen de o kahve sırasında bekleyen müşteri olabilir- gayet nazik ve insancılsınız. Birkaç manzara fotoğrafı -kahvenizi aldığınız ünlü markanın logosu görünmeli- ve manalı sözler içeren paylaşımlar. Aynı döngünün güneşin batışına yakın bir saatte çıkıp, tekrarlandığını da hayal edebilirsiniz. Ama yaşamak için para kazanmak zorundasınız ve para kazanmak için çalışmak. Bütün gün her şey güzeldi. Gayet insancıl, nazik ve mutluydunuz. Bir parça entelektüel olduğunuz da söylenebilir. Hatta Cumhuriyetçi, hürriyetperver ve küresel postmodern bir insansınız. Ama… Sosyolojik olarak kendini millet kabul eden insan topluluğunun bir parçasısınız; bu parçanınsa büyük bir kısmı kendilerini yönetmesi, koruması ve refah bir yaşam sürmelerini sağlaması için
Edebiyat
OyuncuErhan Bener · Everest yayınları · 201836 okunma
ORWELL ÇİFTLİĞİ
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Bir keresinde şöyle bir cümle okumuştum; “Hiç yazar olup da hassas olmamak, hassas olup da insaflı bulunmamak, insaflı olup da buna uygun davranmamak mümkün müdür?” diye. George Orwell de dönemini iyi okumuş, analiz etmiş ve sahip olduğu bilgiye kayıtsız kalamayarak insanlık için bir şeyler yapmak istemiş. O dönem bilgiye ulaşmak ciddi anlamda zor ve en kolay yolu ise bizzat yaşamak. Yaşadığımız çağa bakınca ise bilgiye ulaşmak bir o kadar kolay bir o kadar da zor. Biz bilginin bilmemiz istenen şey olduğuna inanırken, bize ancak bilmemizi istediklerini öğretiyorlar. Hem de doğru ya da yanlış olduğunu sorguya izin vermeksizin. Tıpkı Orwell’in Çiftliğinin Totaliter Domuzu Napoleon’un iktidarı zorla ele geçirip kendisinin tek lider olacağı bir dikta rejimi kurduğu gibi. Napoleon o andan itibaren artık sadece kendi iktidarını düşünen ve bunu sürekli hale getirebilmek adına her türlü yalanı, doğruymuş gibi kabul ettirebilmek için kuvvet kullanmaktan geri durmamaya başlar ve bunu sağlayabilmek için her bilgiyi kendi iktidarı adına manipülasyon aracı olarak kullanmaktan da imtina etmez. Bilgiyi güç kabul edip, doğruluğunu sorgulatmaksızın halkına kabul ettirir. İlk yaptığı şey; halkın tamamının bir arada bulunup kararları ortaklaşa aldıkları sistemi -doğrudan demokrasi- değiştirip, bütün hayvanlarla ilgili kararları yalnızca domuzlardan oluşan bir komitenin aldığı sistemi kurmaktır. Bu, görünüşte hala bir meclis var dedirtip bir sistem eleştirisinin önünü kapatırken yalnızca kendisini tek adam ilan edeceği diktatöryayı da adım adım hızlandırmaktadır. Düşünsenize birisi çıkıp, sizden kazandığınız paranın neredeyse tamamını alıp, size ancak yaşamanız için yetecek kadarını bırakıyor ve bunun adına vergi diyor. Yine aynı birisi sizi hürriyetinizden sır canı sıkıldığı için
Edebiyat
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,2bin okunma
Kıskanıyorum tabi ama keşke tek esiri olduğum duygu bu olsa. Nefret ve kin ve şiddet. Yapmak istediklerimin bir sınırı yok ama toplumun bağlı olduğu kurallar beni de bağlıyor. İçimde yaşıyorum tüm vahşiliği. Belki de biraz da bu beni ben olmaktan çıkaran şey. Nefret etmemek çok zor. Toplumu zincirleyen kurallardan ve insanlardan. Nefret sanırım tek seçenek.