Şimdi yazacaklarım kitabın 310 küsürüncü sayfalarından.Bunları yazarken henüz kitabı bitirmediğimi ve halen 150 sayfa daha var olduğunu ifade etmek istiyorum.Ama bu bölümler gerçekten ilham getirdi ve buna kayıtsız kalamazdım.
"Eski ev küf kokuyordu.Bu koku onu o kadar rahatsız ediyordu ki bir an pencereleri açmak için büyük istek duydu.Ama polisler incelemelerini bitirmiş olsalar da suç mahali olan bir evde gerekli olmadıkça hiçbir şeye dokunmamasının daha doğru olacağını düşünüp açmamaya karar verdi.
<<Ölüm kapını çaldığında, onu tanıdığını düşüneceksin
Aynaya baktığında göreceksin.O sensin ve sen O'sun.>>
Piper nefesini tutarak kapıyı itti.Oda hiç değişmemişti.Koridordakiler kadar çok olmasa da bu odanın zemininde de kan lekeleri vardı.İşi bitmek üzereyken arkasından,koridordan gelen bir gürültü duydu.Sanki zemine çentikler atan telaşlı adımlara benzeyen bu gürültü Piper'ın kalbinin yerinden çıkacakmış gibi çarpmasına neden oldu.
"Merhaba" diye seslendi.Kimse var mı?Bir yerlerden Amy'ninkine benzeyen bir gürültü duyar gibi oldu.Bu hayal gücünün bir oyunu olmalıydı.Hemen Lou'nun odasına geri giderek, giysileri koyduğu çantaya yatağın üzerinden aldığı pembe bir tavşanla, rengi solmuş, oynanmaktan çeşitli yerleri yırtılmış bez bebeği koydu.Lou'nun odasından ne olduğunu tam olarak anlayamadığı birisi, kısa adımlarla koşuyormuş gibi bir ses geldi.Ses sanki ahşap zemini çizerek hareket eden tırnak ya da pençe sesine benziyordu.
Kapıya vardığında bütün cesaretini toplayarak arkasına baktı.Buruşturmuş olduğu kağıdı açarak, buradaki ölü bir kadına yazılmış garip mesajları okuyan birinin ne hissedeceğini düşündü.Fal taşı gibi açılmış gözleriyle uzun bir süre kağıda bakakaldı.Kelimeler kendi yazdıkları değildi.Kağıdın başından sonuna kadar. tek bir santim bile boş