Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bizler intiharın gerçekliğine hakikaten inanmış ancak onu uygulamaya karar veremeyen bir grubuz, bizler aslında kimiz?
En zayıf, en tutarsız-mantıksız, açıkça söylemek gerekirse; meczubun yamalı bohçası gibi aptallığını peşi sıra sürükleyen ahmakların en ahmağı değil de neyiz?
Bilgeliğimiz ne kadar derin olursa olsun bize hayatın anlamını öğrenmeyi veremedi
Ama, bal bana tat vermez oldu artık; beyaz ve siyah fareler, gece gündüz tutunduğum dalı kemirmekteler. Ejderhayı açık seçik görüyorum ve bal bana tatlı gelmiyor artık. Ben sadece, kendilerinden kaçamayacağım o ejderha ile fareleri görüyorum; gözümü onlardan çeviremem. Ve bu bir masal değil, bir gerçektir. Aksi ispatlanamaz ve herkesin algılayabileceği bir hakikattir.