Bir savaş patladığında insanlar "Uzun sürmez bu, çok aptalca!"derler. Ve kuşkusuz bir savaş çok aptalcadır, ancak bu onun uzun sürmesini engellemez. Budalalık hep direnir, insan hep kendisini düşünmese bunun farkına varabilirdi.
Gerçekten çok etkileyici bir kitap. Kitabı okurken gazeteci kızın o hiçbir şeye karşı durduramadığı merağı siz de bütün vücudunuzda hissediyorsunuz diyebilirim. Hatta bazen o kadar merak ettiğim oldu ki acaba sonuna gidip okusam mı diye bile düşündüm. Zaten Zülfü Livaneli de bu kitaptan bahsederken "Öyle bir kitap yazayım ki okurlarım bu kitabı okuduktan sonra akıcılık, sürükleyicilik ve sonunun aşırı şaşırtıcılığından bahsetsin." şeklinde bahsediyor. Bu açıdan bakıldığında da amacına çok iyi bir şekilde ulaştığını görebiliyoruz. Kitabı okurken psikolojik derinlikleri olmasını da ayrıca çok beğendim.
Bu benim okuduğum 4. Zülfü Livaneli kitabı daha önce okuduklarım:Serenad, Son Ada'nın Çocukları ve Huzursuzluk. Her ne kadar şaşırtıcı ve sürükleyici olsa da daha önce okuduğum Zülfü Livaneli kitaplarının bendeki etkisi daha çok olmuştu ve farklı bir bakış açısı kazandırmıştı. Bu kitabı çok beğensem de önceki kitaplara göre biraz daha az sevdim diyebilirim. Bunun nedeni de okuyucuyu şaşırtmaya o kadar odaklanılmış ki kitap çok hızlı bir hâle gelmiş ve sadece merak yüzünden okunuyor gibi geldi bana. Ayrıca bana bir kitaptan çok bir film hissi verdiğini de belirtmek istiyorum. Fakat dediğim gibi güzel ve etkileyici bir roman okumayı düşünenlere de tavsiye ederim:) Kardeşimin Hikayesini daha ayrıntılı incelediğim yazımı da okuyabilirsiniz. link.medium.com/2LUjKIIsBgb