Aslında tam puan vermeyecektim ama bu kadar araştırmanın hatırına verilir kanaatindeyim. Ermeni meselesinin detaylarına son bölümde girilmesine rağmen kitabın adında ermenilerin olması, içerik ve başlık uyumsuzluğu oluşturuyor. Herkese nasib olmayan bir özellik ise felaket yıllarını yazabilmektir. Herkes zaferleri rahatlıkla yazabilir ama mağlubiyetleri cesurca yazmak neticede özgüven eseridi. İzlemek ve okumak arasındaki büyük farkı yaşattığı için yazarımıza candan teşekkürler. Taha Akyol1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler
Kitabın içine ilk 10 sayfada giriyorsunuz ve sizi o kasvetli havası içine alıyor. Bitmeyen mahkeme süreci ve çarpık hukuk sistemi size neden sorusunu sorduruyor aslında. Tabi bir tarafta da kafkanın ayran gönüllü yanını hatırlatıyor her eserinde olduğu gibi. Benim açımdan negatif yön ise Almanca nın mecburi uzun cümlelerinin Türkçe ye çevrildiğinde gereksiz betimlemelerle okuyucuyu fazla yorması oldu. Açıkçası 50 sayfa daha kısa olabilirdi. Sonu hakkında kopya vermeyeceğim ama sonunu getirmeye değer olduğunu bitirince anlayacaksınız. İyi okumalar. DavaFranz Kafka
Aklıma hemen dolaptan temaşa adlı eser geldi bu kitabı bitirince. Konu nedense bir şekilde cinsellik üzerine kurulmuş. Daha doğrusu Türk ün arabeskliği 100 yıl öncesi de aynıymış. Cinsel açlığın afrikası olması gerçeği de hiç değişmemiş. Eserde bolca Fransızca cümleler geçmesi dönemin linguafranka sının ne olduğunu tesciller nitelikte. Özellikle son 50 sayfası gereksizce uzatılsa da aslına bakarsan sonun hangi karakter üzerine olduğunu belli eder nitalikteydi. Kaybolan karakter sonda çıkar mantığı. Yine de son sahnenin kiminle değil de nasıl olacağını merak edenleri sürükleyip bitirtiyor. Koleksiyon niteliği olan bu seriyi bitirmek dileğiyle. MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar