Abstractist

Abstractist

, bir kitabı okumaya başladı
İmam Gazali
9.4/10 · 6,1bin okunma
Reklam
Türevi - integral
Hayata, anlık değişimlerini görmek için bir türev gibi bakarım; ancak bir hayatı bütünüyle kavramak için onun integralini almam gerekir. Sanırım hayatın düzeni hep böyledir; bir anı analiz etmek, yani türev almak, tüm bir geçmişi biriktirip anlamlandırmaktan, yani integral almaktan, her zaman daha kolay olmuştur. Çünkü türev size yalnızca o anki değişimi, duyguların anlık yönünü ve eğimini gösterir. İntegral ise bütün bir geçmişi toplar: yarım kalmış cümleleri, anlam dolu suskunlukları ve havada asılı kalan o bakışları... Birinin sizden ne zaman uzaklaştığını türeve bakarak anlayabilirsiniz, ama onun hayatının integralini almadıkça neden uzaklaştığını asla tam olarak çözemezsiniz. Bir de bazı insanlar vardır ki onlar, adeta tanımsız bir aralıkta yaşarlar ve hayatları ani sıçrama noktalarıyla doludur. Onlar ne grafiği kesintisiz çizilebilen sürekli bir fonksiyona benzerler ne de herhangi bir andaki değişimi ölçülebilen, türevi alınabilir bir yapıya sahiptirler. Bu tür insanlar yalnızca uzaktan gözlemlenebilir ama denklemleri asla tam anlamıyla çözümlenemez. Zira bazı hayatları belirli sınırlarla değil, ancak sonsuzluğa uzanan bir integralle anlamaya çalışabilirsiniz. Ne var ki o noktada bile, çözüm çoğunlukla ıraksar ve anlam, sonsuzlukta kaybolup gider.
1000Kitap
Değer
Ne zaman bir insana olduğundan fazla verdimse değer.. Yükselttiğim kadar o da düşürdü değerimden değer.. | İmam Şafii r.a
Benzemeyenlerle
İnsan en çok, kendine benzemeyenlerle konuşurken yoruluyor. Çünkü sürekli bir çeviri yapıyorsun. İçini dışına, dışını bir başkasının içine. Yorgunluk da buradan geliyor zaten. Ve şimdi, artık bazı şeyleri geç hissettiğin için değil, çok yorgun hissettiğin için bırakıyorsun. Çünkü bazı yorgunluklar uyuyarak geçmiyor. Herkesin âlemi aynı değil. Ve bazı âlemler, birbirine çarptığında sessizce dağılır. Gürültüsüz, izsiz… ama içten içe sarsarak.
1000Kitap
Hayat acıdır, dostum
Hayat acıdır, dostum. Kadın da erkek de aynı yöntemi kullanır, ama farklı duygularla, farklı boşluklarla... Aynı oyunu oynarlar; ama oynadıkları sahne ve amaç başkadır. Kadın, duygusal bir boşluğa düştüğünde… Kendini yalnız, eksik hissettiğinde… Birini yedeğe alır. Onunla o boşluğu doldurur. Kendini toparladığında, kalbini doyurduğunda, sessizce çekip gider. Çünkü onun ihtiyacı sen değildin, sen sadece bir süreliğine ihtiyacını giderdin. Erkek ise varoluşsal bir boşluğa düştüğünde… Kendini anlamsız, değersiz hissettiğinde… Hayatın yükü ağır geldiğinde… Yanında birini ister. Varlığını ona hatırlatacak, yaşamı tekrar anlamlı kılacak birini. O kişi sayesinde kendini bulur, yeniden doğar. Ama sonra bir gün dönüp baktığında… Sen sadece bir geçişmişsin. Boşluğu doldurmuşsun, evet… Ama yerine kalmamışsın. Sonunda ne mi olur? Sen hem birinin duygusal açlığını doyurmuş, hem de bir başkasının varoluş sancısına pansuman olmuşsundur. Ama ikisi de gitmiştir. Sen ise kendi boşluğunun tam ortasında kalakalmışsındır. Hem duyguların soyulmuştur, hem de anlamın yeniden kaybolmuştur. Hayat işte… Biraz sevgi öğretir, çokça acı.
1000Kitap
Reklam