Allah, şeytanı da yarattı. Bu sebeple yardım istemek veya şükretmek konusunda herhangi bir çelişki olmaz. Mu‘tezile mezhebinin “fiil zorunludur” şeklindeki görüşü ise hatalıdır. Çünkü herkes düşme ve yükselme hareketi arasında fark olduğunu bilir. Düşme bir zorunluluktur ama kulun kendi eylemi, tercihi ve iradesiyle gerçekleşir.
Kişi, bir işi yaparken niyet eder, karar verir, bir şeyi ister ya da ondan kaçınır. Yani bu eylem ona aittir. Şayet fiil tamamen zorunlu olsaydı, bu durumda övgü, yergi, emir, yasak, sevap ve ceza gibi şeylerin bir anlamı kalmazdı.
Ayrıca kuldan meydana gelen eylemlerin bazılarının çirkin, bazılarının güzel oluşu; ve Allah’ın hikmetli oluşu sebebiyle zalimliği kabul etmemesi gibi ilkeler de bozulmuş olurdu. Eğer kulun eylemi gerçekten kendi tercihiyle değilse, bu durumda cehennemlik olan kâfir ya da zalim kimseyi yaratmak, Allah’a zulüm isnadı olurdu.
Kesb (kulun fiile yönelmesi), kudret ve irade ile ilgilidir. Eğer kulun bu kudreti ve iradesi yoksa, o zaman zorunluluk olur. Ancak bu durumda da kulun emir ve yasağa muhatap olması anlamsızlaşır.
Bazıları, fiilin zorunlu olmadığını, ancak onun meydana gelmesinin belirli sebeplere dayandığını söylerler. Buna göre, fiilin meydana gelmesinde tercih eden bir sebep vardır. O sebep ya vacip olan bir etki, ya da engelleyici bir mani olur.
Neticede, fiili yapan kuldur ama onu yaratan Allah’tır. Fiilin çirkin ya da güzel oluşu kulun niyetiyle ilgilidir. Şeytan, bu çirkin eylemlerin peşinden gidendir. Yani işin özü şudur: fiili yapan kuldur ama yaratıcı yalnızca Allah’tır. Kur’an ayetleri de bunu desteklemektedir.