Bu paragraf, insanın iradesi, sorumluluğu ve eylemlerinin sonuçları üzerinde derinlemesine bir tefekkür sunar. İnsan, sınırlı ama anlamlı bir iradeye sahiptir. Ancak bu irade, doğrudan yaratma gücüne sahip değildir; yalnızca bir tercihte bulunma yetisini ifade eder. Paragrafta geçen kavramları detaylı bir şekilde analiz ederek insanın eylemlerinin sorumluluk boyutunu ve İlahi kudretin işleyişini inceleyelim.
1. İnsanın Cüz-i İhtiyarı ve Kesbi
İnsan, yaratılışı itibarıyla cüz-i ihtiyarî adı verilen sınırlı bir iradeye sahiptir. Bu irade, insanın bir şeyi tercih etmesini veya bir eyleme yönelmesini sağlar. Ancak bu tercihler, yaratma anlamına gelmez. İnsanın cüz-i ihtiyarîsi, bir kapıyı açmaya yönelik anahtar gibidir; kapıyı açmaya karar verebilir, ancak kapının açılması için mekanizmanın işlemesi gereklidir. İşte bu mekanizmayı çalıştıran İlahi kudrettir.
Kesb:
İnsan, iradesiyle bir şeye yöneldiğinde bu yönelmeye "kesb" denir. Kesb, insanın eylemde bulunma isteğidir, ancak bu eylemin vücuda gelmesi Allah’ın yaratmasıyla olur. Yani insanın yaptığı, tercih etmek ve yönelmektir; yaratma ise Allah’a aittir.
Paragrafta belirtildiği gibi, insan bu kesbi ile büyük tahribata ve şerre sebep olabilir. Zira kötülük, çoğu zaman bir yok etme, bozma ve tahrip etme sürecidir. İnsan, küçük bir irade ile var olan bir yapıyı kolayca bozabilir. İnşa etmek zor, yıkmak kolaydır. İşte insan, bu kesbiyle şerre yöneldiğinde, sonuçlarına katlanmak zorundadır.
2. Şer (Kötülük) Kavramı ve Ademî Mahiyeti
Paragrafta geçen "şerrin ademî olduğu" ifadesi, kötülüğün varlığa dayalı bir unsur olmadığını, aksine bir yokluk hali olduğunu açıklar. Şer, var olan bir iyiliğin yok edilmesiyle ortaya çıkar. Örneğin:
• Işığın yokluğu karanlıktır.
• Adaletin yokluğu zulümdür.
• Doğrunun yokluğu