Bu incelemede üç kitap hakkında düşüncelerimden bahsedeceğim. Aslında kalan iki kitabı da okuduktan sonra inceleme yazacaktım ama ne zaman okurum bilemedim o yüzden arayı açmadan yazayım dedim.
Arturo Bandini Destanı'nı John Fante'nin otobiyografik eseri olarak değerlendirmek istiyorum. Arturo'nun kişiliğinin ve yaşadıklarının ne kadarı kendisine aittir bilemiyorum ama okurken kendine karşı ne kadar da dürüst dedim. Üç kitabı da bir zamanlar Fante bunları yaşadı düşüncesiyle okudum. Çoğu kişi Fante'yi Charles Bukowski sayesinde tanımış ve sevmiş görünüyor - çünkü kendisi Fante'den Tanrım diye bahsedermiş, hatta sonunda hak ettiği üne kavuşmasında büyük katkısı olmuş- bense Fante sayesinde Bukowski okumaya karar verdim desem yeridir - nedense çok itici gelirdi bana-
Neyse bir arkadaşımla beraber başladık Bahara kadar bekle Bandini'ye. Bizim Arturo'nun çocukluğunu okuduk. Sonra Los Angeles Yolu'nda ergenliğini ve sonunda Toza Sor'da gençliğini. Elimizde büyüdü desek yeridir. Arkadaşım Los Angeles Yolu'nda bıraktı okumayı, hiç sevmedi Arturo'yu. Sevilecek gibi değil ki. Kibirli, yalancı, hırsız, öfkeli, bencil, küfürbaz, kendi içler acısı durumuna rağmen başkalarını aşağılamaktan geri kalmayan sefil herifin teki.
Bunları yüzüne söyleseniz; Bandini'yim ben, Arturo Bandini, hakiki bir Amerikalı diyecek. Hayır efendim İtalyan falan değil, Amerikada doğup büyüdü o . Siz rezil Meksikalılar/ Filipinliler/ Türkler gibi değil o. Arturo Bandini o. Büyük yazar.
Peki kim aslında bu Arturo Bandini. Bitmek bilmeyen bir kış mevsiminde iş bulamayan duvar ustası bir babanın, kendini dine vermiş bir annenin ve 3 oğlun en büyüğü. Babasının fakirliğinden, annesinin cahilliğinden, kardeşlerinin aptallığından utanan ve nefret eden bir çocuk. Arturo Bandini ama o, büyük adam olacak o.