Kaç yüzyıl sonra, kim bilir, saçlarından asılmış bir adam görmüştüm, ayaklarının ucu azıcık değiyordu yere, bu yüzden saçları kopmuyordu; ya da adam, kafasının derisi soyulmasın diye boyuna yere değmeye, böylece yaşamaya çalışıyordu. Acı çekerek de olsa yaşıyordu, buydu önemli olan. Sanki unutmuştu saçlarını, hayaller kuruyordu; ayak parmakları ile yere değdikçe…