Yaşlı adam, “Yaşlılık benim çalar saatim” dedi. “İhtiyarlar neden o kadar erken uyanır ki? Bir uzun gün daha yaşamak için mi?”
Çocuk, “Bilmem” dedi. “Tek bildiğim çocuklar uzun ve ağır uyur.”
Tek bir fikre gönlünü kaptırmış insanların sabit fikirliliğinin her türü hayatım boyunca beni hep cezbetmiştir, zira birisi bir taraftan kendini kısıtladıkça bir başka taraftan sonsuzluğa o kadar yakındır; dünyayı aykırı görünen böyleleri kendi özel cevherleri içinde tıpkı karıncalar gibi acayip ve büsbütün eşsiz bir dünya modeli kurarlar.
Daha ulvi düşünceler bir yana, Hayırseverlik sık sık gayet bilge ve sağduyulu bir ilke vazifesi görür, sahibi için müthiş bir koruyucu olur. İnsanlar kıskançlık yüzünden, öfke yüzünden, nefret yüzünden, bencillik yüzünden, manevi kibir yüzünden cinayet işlemişlerdir; ama hiç kimsenin Hayırseverlik yüzünden şeytani bir cinayet işlediğini duymadım. Daha iyi bir dürtü yoksa demek ki sadece çıkarcılık bilhassa asabi insanlarda, tüm varlıkları hayırseverliğe ve cömertliği teşvik edebilir.
İnsan hayatını işler değil sözler yönlendirir. Bir şey yapma ya da yapmama imkanından ziyade farklı meseleler üzerine aralarında belirledikleri kelimelerle konuşmayı severler. Çeşitli şeyler, varlıklar ve nesneler, hatta toprak, insan ve atlar için kullandıkları ve pek mühim saydıkları kelime “benim” kelimesidir. Aynı şey için aralarında kimin benim diyeceğini kararlaştırırlar. Ve üzerinde anlaştıkları bu oyunda, en çok şey için “benim” diyebilen en mutluları sayılır.