İnsanlar kendi sorumluluklarının bilincinde olmayınca, kendi yükümlülüklerini görmezden gelince veya bunları küçümseyince; başkası işiolmadığıhâlde o sorumlulukları layıkıyla yerine getirmek mecburiyetinde kalabiliyor. Liyakat eksik olunca bunun bedelini zamanıyla, enerjisiyle, hayalleriyle hatta bazen canıylaödeyenler maalesef bu iğrenç düzenin pençesi altındaki masum insanlar oluyor. Bu acınası tablodan kendini söküp çıkarmak için veya bu gidişatı düzeltmek için verdiğin savaşa ise "hayat" deniyor.
Eda
@Aedcimne
·
Bütün sorumluluğu üstüne alarak, kendini mahvedersin.
Zira kötülüğü bilmeden yapılan iyiliklerin pek bir kıymeti yoktur. Kötülüğü bilmeyen birinin yaptığı iyilikler, -kötülük yapmayı bilmediği/beceremediği için- bir nevi kendiiradesidışında gerçekleşir. Asıl kıymetli olan kendi çıkarları için kötülük yapmayı bilip bunu tercihetmemektir. Kötülüğü bilmediği ya da kötülük yapmayı beceremediği için iyilik yapan biri elinegüçgeçtiğian insan aklının ve muhayyilesinin almakta zorlanacağı, mide bulandırıcı kötülükler yapabilir.
"Ne çok gülmüşümdür keskin pençeleri olmadığı için kendilerini iyi zanneden zayıflara"
Friedrich Nietzsche
Aslında hedef olarak "bir insanla herhangi bir türden bağ kurmayı" koymak oldukça gariptir. Bir insanın ulaşılacak bir hedef olarak görülmesi, bu kadar basite indirgenmesi aşağılayıcı bir durumdur. Ama insan, doğası gereği birine belirli sıfatlar atfedip onu yüceltmeye ya da aşağılamaya eğilimlidir. Bu yüceltme ve aşağılamanın nesnesi özne haline gelince (yani önceden hakkında yorum yapılan bağ kurulamayan kişiyle bağlantı kurulunca) işler karmaşıklaşır. Çünkü insan, belirlisıfatlarıkarşılamaküzeredünyayagelmişbircanlıdeğildir. Hatta tam aksine kimseyi bir sıfatla nitelendiremezsin çünkü o sıfata aykırı pek çok yönü ve pek çok tavrı vardır. İnsanları kategorize edip insan ilişkilerini kolaylaştırmak amacıyla, tekrarlanan davranış kalıplarını "karakter" olarak nitelendirip tavırlara anlamlar yüklemişiz. Bazen bu yüklediğimiz anlamlar aşırıyakaçmış ve bizim bakış açımızı ve dünya görüşümüzü ZEHİRLEMİŞ bazen de gerçekten insan ilişkilerinde fayda sağlamış.
Güvenlibirortamın ve insanlığın devamının sağlanması için kişilerin "DUYGUSAL ZEKA"sını geliştirmesi, duygusal zekası gelişmemiş insanlardan uzakdurması gerekir. İnsani duygular (empati, ruhsal acıyı hissetmek vs.) yok olursa "İNSANLIK" da yok olur. Bu da SAĞLIKLI İNSANLARIN SONU demektir. Böyle olunca da ortada gerçek bir toplum ve ÜLKE de kalmaz.
Eda
@Aedcimne
·
Yaratıcı kudretin içimizdeki sesi olarak tabir edebileceğimiz vicdan ve merhamet duygusunun törpülenmesiyle erozyona uğrayan karakter, şahsi olarak kendisinden gayrısını kabul etmeyecek bir duruma gelince toplumsal düzlemdeki reaksiyonu da feci oluyor
Meslek seçimi konusunda bilgi sahibi olmak ve kendine uygun mesleği bulmak hayatının geri kalanındaki psikolojin, yapacakların ve geleceğin açısından çok önemli. Ama bize meslekler hiç anlatılmıyor. Kişiselçabayla meslekleri ve yeteneklerini ne ölçüde öğrenir, ne kadar çabalarsan ona göre bir geleceğin oluyor. Ya da başka insanlarınseniniçinçizdiğiyolda yürümek durumunda kalıyorsun
İnsan sürekli tehdit altında olursa zaten kendi potansiyelinigöremez, korkular içerisinde yaşar. Kendi zihnininsınırlarınızorlamayan ve sürekli geleceği ya da canı tehlikealtındaolanbiri genellikle zekasını kullanarak geleceğe yönelik faydalı projelerde bulunamaz.
Yani meslek seçimini doğru şekilde yapabilmek için enbaşta "güvenlibirortamda yaşamak ya da kendinigüvendehissetmek", meslekler hakkında bilgi sahibi olmak ve kendi ruhsal ihtiyaçlarını, yeteneklerini keşfetmek gerekir.