Esra Koç Uçar

Esra Koç Uçar
@Aenigmatica
Kimya Öğretmeni~Radyoloji Teknikeri
İstanbul
1986
1597 okur puanı
Nisan 2018 tarihinde katıldı
Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu
10/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2021 77. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2021 19:32
Selim ileri ‘nin ‘’Romanlar ‘ın kara sevdalısıydım’’ ifadesiyle başladığı kitabı 230 romanın inceleme yazısından oluşuyor. Romanlar üzerine yazdığı yazılarından, romanları okuduğunda edindiği izlenimlerinden, saptamalarından, hislerinden, dönemlerinde uyandırdığı tepkilerden, yer yer edebiyat eleştirmenlerinin görüşlerinden, derlediği notlarından kaleme aldığı 230 inceleme yazısı. Tabi böyle ifade edince teknik incelemeler olduğu izlenimi uyandırmasının başta önüne geçmek adına dili oldukça sade, teknik terimlerin hemen hemen hiç kullanılmadığı, sohbet havasında, samimi itirafların yer aldığı en az iki sayfa en çok dört sayfa olacak şekilde, her eserden birer alıntıya yer verdiği; az, öz, roman tanıtımları olduğunu söyleyemem gerekiyor. Selim İleri bu eserlerden bazıları için kendi kitaplarına zemin hazırlayan detaylardan, öykünmelerden, hatta etkilendiği bir romana çok benzettiği için yırtıp attığı bir eserinden de samimiyetle bahsetmiş.Tabi ki bu 230 eser İleri ‘nin sevdiği romanlarla kısıtlı, bunu önsözde ifade ediyor. Bunlar daha çok aşk temalı eserlerden oluşmakla birlikte eminim her okur, okuma listesine katacağı birçok eser bulacaktır. Şahsen aşk temalı romanlara pek elim gitmese de 230 eser içerisinde konunun aşk üzerinde dönmediği 107 eserlik bir liste oluşturabildim. Kılavuzu okuduğunuzda Türk edebiyatından 1874-1980 yılları arasında yazılmış eserlere, yayınlandıkları dönem ve sonrası karşılaştıkları ortama, okurların verdiği tepkiye, yazarın bunlar karşısındaki duruşuna dair pek çok bilgiyi de edinmiş oluyorsunuz. İlla ki kılavuzdaki kitaplar okunurken tekrar bakılacak detaylar ve romanın kurgusuna dair bilgiler de mevcut. Bu sürpriz bozan bilgileri, kitapları okurken hatırlamayacağımdan emin olduğum için, tamamen okudum. Dileyen bu kısımları elbette
Araştırma-İnceleme
Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar KılavuzuSelim İleri · Everest Yayınları · 2015143 okunma
Reklam
HANIM HANIM BUNLAR BENİM ÖDÜLLERİM
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2020 51. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2020 22:20
2010 YUNUS NADİ ÖYKÜ ÖDÜLÜ 2010 HALDUN TANER ÖYKÜ ÖDÜLÜ Türk edebiyatına daha fazla vakit ayırma kararım, bilmediğim ödüllü Türk yazarlarını okuma isteğine dönüşmeden önce öykü okuma benim için Sabahattin Ali ‘den ibaretti. En çok onun öykülerini beğenmiştim. Vüs ‘at O Bener gibi yazarlar bana beş on gömlek fazla gelmişti. Ta ki yolculuğumun ilk durağı Yekta Kopan öykülerine denk gelene kadar. Evet, tahmin edebileceğiniz gibi ön yargılıydım okumadan önce. Ayrıca bir çoklarının hissettiği gibi ben de amatörce ilgilenilen her alan için ne olursa olsun profesyonellerin yani bizzat meslek edinmiş insanların daha iyi eserler verebileceği kanısındaydım. Ancak bu konudaki önyargımı bu öykü kitabı ile geride bırakmış sayılırım. Geçenlerde youtube da denk geldiğim bir videoda amatör ifadesinin etimolojisinden bahsedilirken aslında amatörce ilgilenmenin, daha safiyane bir yönelim olduğunu anladım. Amatör kelimesi Latince amare ‘’sevmek’’ fiilinden +or son ekiyle türetilmiş. Fransızca bir kelime olan ameteur ‘’bir işi zevk için yapan’’ sözcüğünden evrilmiş aynı zamanda. Yani direkt ya da dolaylı para kazanmak gibi bir faydacılık amaçlamadan sadece zevk için yapılan her tür iş türünü bu kategoriye koymak mümkün. Şimdi bu kelime kökenine neden değindiğime gelirsem Yekta Kopan hemen herkesinin bildiği gibi başarılı bir ses sanatçısı. Başarılı diyorum çünkü yüzünü unutsanız bile Geleceğe Dönüşte ‘ki Marty ve Buz Devri ‘nde Sid karakterlerine hayat verdiği sesini unutmanız pek de mümkün değil. Yani bildiğim kadarıyla yazarlık onun için amatörce ilgilendiği bir alan. Oysa kitap bittiğinde hiçte amatörce yazılmış bir kitapla karşılaşmadığınızı anlıyorsunuz. Kitap içeriğine çok değinmeden biraz da öykülerin ben de bıraktığı hislerden bahsetmek istiyorum. Bir de Baktım Yoksun 6
Edebiyat
Bir de Baktım YoksunYekta Kopan · Can Yayınları · 20181,250 okunma
''Biz EFENDİYİZ, siz ise dilencilersiniz ''
9/10
·344 syf.··
2020 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2020 23:17
Yer: Hindistan-Burma Tarihsel dönem: Britanya Rajı (Sömürge Hindistanı) 1858-1947 Konu: Yerli halkı sömüren bir avuç beyaz adamın hikayesi Gerçek adı Erich Arthur Blair olan George Orwell Hindistanın Bengal eyaletinde doğmuş bir İngiliz. Hindistan ‘da bir dönem Hindistan İmparatorluk Polisliği yapmış ancak yönetimin iç yüzünü görüp istifa etmiş. 47 yıllık yaşamında iki dünya savaşını da görmüş ve bunların izlerini eserlerine taşımış. Yazarı daha çok Hayvan Çiftliği ve 1984 kitaplarından tanıyıp, bir çok okur gibi sarsıldığınızı tahmin edebiliyorum. Ancak bilmelisiniz ki bu cesur adam daha ilk kitabı ile (Burma Günleri) düzene baş kaldırmış, haksızlığa karşı durmuş, güce karşı muhalif olmuş, sömürge memurlarının gözüne( umarım fiziksel olarak da ) yazdıklarıyla parmağını sokmuş olabilir. Yazmak, o dönem için ya da genel anlamda her dönem pasif bir direniş gibi gözükebilir. Ama bir düşünün bugün bile düşüncelerinizi özgürce söyleyemediğiniz zamanlardan çok daha despot bir çağda yazıyorsunuz ve yayınlatıyorsunuz. Artık geri dönüşü olmayan, inkar edemeyeceğiniz bir tarafa geçip o yolda ilerliyorsunuz üstelik gücün tarafında bir beyazken. Burma Günleri, Orwell ‘in ilk kitabı. En genel anlamda kaba tabirle bir avuç beyaz adamın, yerlilere (siyah adamlar) İngiliz sömürüsünü yaşattığı malesef gerçek olması muhtemel hikayesi. Baş karakter U Po Kyin isimli tipik zengin, bencil, her türlü rüşvet, gasp, ırza geçme ( yazmakla bitmez) gibi özelliklere sahip şişman Hintli bir yargıç . Roman bu adamın, doktor Veraswami (Hintli) ‘ye karşı husumeti ve komplo adımları ile başlıyor. Ana mekan İngilizlerin kurduğu hemen hemen her zaman takıldıkları kulüp. Ancak bu kulübe adil olduklarını kanıtlamak için en azından bir tane yerli üye seçmeleri gerekli. Roman bu konu ve seçim üzerine
Siyaset
Burma GünleriGeorge Orwell · Can Yayınları · 20244,076 okunma
Pardon hanımefendi yoksa siz türbanlı mısınız?
9/10
·415 syf.··
2019 75. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2019 20:23
Sene 2009. T.Ü Kimya bölümünden mezun olacak 65 kişiden biriyim. Dışarıda türbanlı, üniversitede başı açık bir insan olarak dört yılımı geçirdiğim fakültenin Organik Kimya dersinde sıradan bir gün. M.isimli hocamız hışımla içeriye girdi ve kürsüsüne çıktı. Onun için derse başlamadan bir tur geyik yapmak ders adına motivasyon aracıydı. O gün hiç dağdan taştan dolandırmadan lafa girdi. Facebook henüz o tarihlerde emekli amca ve teyzelerin hakimiyetinde değil. Hemen hemen herkesin hesabı var, hesabı olmayan birkaç kişiye ise ezik muamelesi baştan kesilmiş bir fatura. İşte o sitede paylaşımların hayat memat meselesi olduğu o zamanlarda hocayı takip etmeyen birkaç zavallıdan biri olarak konuya yabancıyım. Ama sağ olsun hocamız kafamda oluşabilecek herhangi bir soru işaretine mahal vermeden bir resimden tüm ayrıntılarıyla bahsediyor. Resimde sayısını tam hatırlamıyorum dört ya da beş karısıyla poz vermiş bir adam ve onun hikayesine yer verilmiş bir paylaşımın absürtlüğü konumuz. Resimdeki kadınların gözleri dışında her yeri kapalı yani peçeli çarşaf giymişler. Adam eşlerine gülümsemelerini söylüyor.. Bu resmin saçmalığından tutunda, sanki ayırt edebilecek kadınları, gülümsese ne olacak, görünecekte vs vs tüm aşağılayıcı üslubuyla lafı türban meselesine getirdi. Neden o lanet olası bonelerin takıldığını eski dönemlerde annesi de dahil yazma taktığını ancak öndeki saçların gözükmesinin ne sakıncası olduğunu; hayır bu genç yaşta böyle özgürlük kısıtlayıcı bir bez parçasını kafanızda dolandırmanın ne mantığı olduğunu sorup ağzından tükürükler saça saça cevap beklemeden sözlerine devam etti. Tabi emin hatta çok emin kimsenin ona anti tezle cevap veremeyeceğinden. Kendisi özgüvenin, modernliğin, bilimin, zekanın, laikliğin vücut bulmuş hali. Pardon ne haddimize yani. Fönlü
Siyaset
KarOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202517,7bin okunma
"Arıyorum cebimde masalımın mutlu sonunu"
10/10
·108 syf.··
2019 11. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2019 20:51
‘’Hatıraların insanın içini acıttığı yaşlara gelmiş olmalıydı. ‘’ Karlı geçen bir hafta sonundan sonra bize el sallayan dingin bir Pazartesiye sendromsuz giren bir insan olarak inceleme yazmaya karar verdim. Depresyon şalım ve ben bu satırları yazmaya hazırız. Fonda Adelle-Hello. Şu an için her şey beni motive edecek düzeyde. Aslında uzun zamandır inceleme yazmıyorum. Gerçi ben uzun zamandır herhangi bir şey yazmıyorum. Biraz tembellik, biraz içimden gelmeme. Ama bu zinciri kırmamam için hiçbir neden yok. Bu yüzden bir kuple saçmalarsam ekranı ebediyete kadar yukarı kaydırabilirsiniz :) Ve bir tane daha ruhumu ve beyin hücrelerimi tarumar eden kitabın kapağını kapattığım için buruk bir mutluluk yaşıyorum. Bu kitap bana hatırlamak istemediğim anılarımı hatırlamama, aşamadığım bir olguyu tekrardan sorgulamama neden oldu. Bahsetmek istediğim konu kadınlar için belirlenmiş tesettür normları ve toplumun bu konu için seçmeyi uygun gördüğü (sadece) kadınları kapsayan ahlak anlayışları. Ben biraz tek yönlü kadın gözünden ele almayı deneyeceğim. Ancak bu konunun çetrefilli, dallı budaklı, ucu birçok şeye dokunan bir konu olduğu yadsınamaz bir gerçek. Ama ben bu gerçeklere değinmek istemiyorum. Değiştiremeyeceğim şeyler üzerine bir müddet akıl sağlığımı korumak için böyle bir yol izlemeye karar vereli çok oldu. Her neyse… Çador; ülkesinde savaş çıkmadan önce sürgün olmuş Akhbar ‘ın savaş bittikten bir müddet sonra ülkesine dönmesini ve ailesini arama sürecinde ruhunda yaşadığı ete kemiğe bürünmüş esas sürgünü konu alıyor. Yazarın dili oldukça sade, akıcı; mekan ve duygu betimlemeleri çok başarılı olunca konunun özüne daha fazla odaklanmanız kaçınılmaz oluyor. Akhbar ile savaşın yıkımında geriye kalmış o şehirde siz de ümidinizi bir an kaybedip; o seslerde, o kokularda, yoldan
Edebiyat
ÇadorMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20241,674 okunma
Reklam