Bu kitap, bu toprakların en derin acılarından birinin hikâyesini, herhangi bir kurguya sığınmadan; yazarın kendi hayatından ve ailesinin yüreğine işlemiş acılardan süzülüp gelen bir sesle fısıldıyor.
Bizlere hep cepheler, şanlı zaferler, hüzünlü hezimetler anlatıldı. Tarih, sayfalarını genellikle siperdeki askerin kahramanlıklarıyla doldurdu.
Peki ya siperin ardında, gölgede kalanlar? Analar, yavrular, gelinler, kız kardeşler... Onların çektiği çileler, katlandığı kayıplar, ödediği bedeller nerede? Savaşın en ağır yükünü sessizce sırtlanan, ama hikâyesi çoğunlukla yazılmayan tarafı orada, cephe gerisindeydi.
Hasan İzzettin Dinamo, işte o unutulmuş, görünmez kıyımdan bir destan çıkarmıştır. Onun satırlarında savaş; evlerin duvarlarında, boş sofraların sessizliğinde ve açlığın korkusunu taşıyan çocuk gözlerinde yeniden hayat buluyor bu eserde.
Ben çok beğendim, çok etkilendim, çok ağladım.
Kesinlikle tavsiye ediyorum.