“Aslında kendime karşı utanç duymamı gerektiren belli bir şey de yok,” dedi. “Hiçbir şey. İçimi dökmek için konuştuğumu da sanmayın. Ama insanlığı düşününce rahatım kaçıyor.”
Artık sevmeyen kadının gözlerini hemen tanırsınız. Denizi yırtan bıçak gibidir. Bombardımana uğramış tavernalar, ırzına geçilmiş melekler, et obur krizantemler, kükürt çağlayanlar ve en müşfik anında, bir çift kör kuyudur o gözler.
Çenesinde üç tel sakal, hekimbaşı geldi, afyon içmeme izin verdi. Çektiğim cefalara bundan değerli deva mı olurdu! Afyon içince büyük, latif, büyülü ve yüce düşüncelere kavuşuyor, bu dünyanın ötesindeki alemlere geçiyordum.