Dostoyevski'nin bu kitaba kendi adıyla düştüğü notta bahsettiği gibi, iki bölümden oluşan kitabının ilk bölümünü 'Yeraltı', ikinci bölümünü ise 'Notlar' oluşturur. İlk bölümde yeraltı insanının özellikleri monolog şeklinde ortaya dökülürken, ikinci bölümde kitabın 'Yeraltı' kısmında ortaya konulan anti kahramanın hayatı hikaye şeklinde okura sunulur.
Dostoyevski, kitaplarında kendinden, çevresindeki insanlardan, yaşadığı olay ve duygu durumlarından bol bol beslenen bir yazardır. Her kitabı farklı ölçeklerde bir otobiyografi niteliği taşır. Bir önceki kitabı Ölüler Evinden Anılar'da bu durum doğal olarak zirveye ulaşır. Tabii o kitabında zaman zaman yine kendi iç dünyasına değinse bile genellikle insan ve mahkum psikolojileri hakkında tespitler yapar. Yeraltından Notlar'da ise edebi anlamda kendi zihnini bir ameliyat masasına yatırır, neşteri yani kalemi eşliğinde derin kesikler açarak muhteşem bir otopsi raporu sunar.
Peki neden bu kitapta "Kırk yaşından fazla yaşamak ayıptır; bayağılık, hatta ahlaksızlıktır!" dedi? Tam da kırk yaşındayken neden böyle bir otopsiye gerek duydu? Dostoyevski'nin hayatında neler oluyordu? Dosto, bir yurtdışı turuna girişti, sevmedi. Rusya'nın, Avrupa'nın kurtarıcısı olduğuna inancı bu seyahat sonrası daha da pekişti. Eşi Mari'nin sağlık durumu döndüğünde iyice kötüleşmişti. Sürekli Dosto'nun suratına onu hiç sevmediğini, hayatına girmemiş olsa çok daha mutlu olacağını ve kendisinin Dosto'ya bir yük olduğunu söyler. Mari'nin cümleleriyle ağır yaralanan ve sevgisizlikten bunalan Dosto, aşk diyemesek bile tek taraflı bir hayranlıkla gönlünü bir tiyatro sanatçısına kaptırır. Daha sonra sahneye Polin diye bir kadın çıkar. Polin, Dosto'nun neredeyse yarı yaşında, genç ve uçarı bir kadındır. Dosto'nun gittikçe artan ününden ve zekâsından