Ahmet Gökçe

Ahmet Gökçe
@Ahmetgokce
İnsan.
7 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·294 syf.··
Beğendi
·
2019 74. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2019 00:42
Faulkner'in modern klasikler ve zor okunan kitap listelerinde zirveyi zorlayan şaheseri. Modern klasikler arasında yerini almasını, okumayı zorlaştıran bilinç akışı tekniğini Faulkner'ın oldukça başarılı şekilde kullanmasına borçludur. Sitede okunma sayısı ve yarım bırakılma sayısı yakın kitaplardan. Ama bizim okur kitlemize has bir durum yok. Ses ve Öfke, dünya genelinde okurları en çok zorlayan ve yarım bırakılan kitaplar arasında kendine en üst sıralardan yer buluyor. Roman dört bölümden oluşuyor. Sonradan Faulkner tarafından eklenen, Compson soyu hakkında bilgiler içeren ve 'mevcut karakterlerimize ne oldu' sorusuna cevap verilen bir ek bölüm de var. Faulkner kitabı öyle bir kurgulamış ki bölümler ilerdikçe yüzmeyi öğreniyorsunuz. Ama sıklıkla yarım bırakılmasının sanırım en büyük nedeni, kitabın başlarında okur henüz su dolu bir küvetin içine bile girmemiş bir seviyedeyken, Faulkner tarafından okyanusun en derin noktasına itilmesinden kaynaklanıyor. Boğulma oranı bu yüzden yüksek. Roman çoğunlukla 1928 yılında üç günlük bir zaman diliminde geçiyor. Görünüşte öyle tabii ki. İncelemenin ilerleyen bölümlerinde açıklamaya çalışacağım bu kısmı. Dünya, Büyük Buhran'a girmeden kısa bir süre önce Büyük Buhran'a giren Compson ailesinin hikayesi anlatılıyor. Ses ve Öfke özünde bir yapboz. Bölümler ilerledikçe parçalar birbirine geçiyor. O yüzden romanı genel anlamda incelemek yerine parçalara ayırarak incelemeye çalışmak en sağlıklısı gibi bana göre. Bu noktadan itibaren spoiler içerecek incelemem. Ama diğer kitapların aksine bu sefer mutlaka spoiler yenilmesi için bu uyarıyı yapıyorum. Her bölümde başarılı şekilde kullanılan farklı anlatım tekniklerini bir kenara bırakırsak çok ilgi çekici ya da klasik mertebesine ulaşabilecek bir konusu yok. O yüzden ne olduğunu bilerek
Edebiyat
Ses ve ÖfkeWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 20263,106 okunma
Ahmet Gökçe
Kitabı okumuştum incelemene denk geldim ve çok güzel bir inceleme olmuş. Kitabı okumakta zorlanan okurların bu incelemeye bakmalarında fayda var.
Reklam
Puan vermedi·140 syf.··
Beğendi
·
2019 88. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2019 00:31
Dostoyevski'nin bu kitaba kendi adıyla düştüğü notta bahsettiği gibi, iki bölümden oluşan kitabının ilk bölümünü 'Yeraltı', ikinci bölümünü ise 'Notlar' oluşturur. İlk bölümde yeraltı insanının özellikleri monolog şeklinde ortaya dökülürken, ikinci bölümde kitabın 'Yeraltı' kısmında ortaya konulan anti kahramanın hayatı hikaye şeklinde okura sunulur. Dostoyevski, kitaplarında kendinden, çevresindeki insanlardan, yaşadığı olay ve duygu durumlarından bol bol beslenen bir yazardır. Her kitabı farklı ölçeklerde bir otobiyografi niteliği taşır. Bir önceki kitabı Ölüler Evinden Anılar'da bu durum doğal olarak zirveye ulaşır. Tabii o kitabında zaman zaman yine kendi iç dünyasına değinse bile genellikle insan ve mahkum psikolojileri hakkında tespitler yapar. Yeraltından Notlar'da ise edebi anlamda kendi zihnini bir ameliyat masasına yatırır, neşteri yani kalemi eşliğinde derin kesikler açarak muhteşem bir otopsi raporu sunar. Peki neden bu kitapta "Kırk yaşından fazla yaşamak ayıptır; bayağılık, hatta ahlaksızlıktır!" dedi? Tam da kırk yaşındayken neden böyle bir otopsiye gerek duydu? Dostoyevski'nin hayatında neler oluyordu? Dosto, bir yurtdışı turuna girişti, sevmedi. Rusya'nın, Avrupa'nın kurtarıcısı olduğuna inancı bu seyahat sonrası daha da pekişti. Eşi Mari'nin sağlık durumu döndüğünde iyice kötüleşmişti. Sürekli Dosto'nun suratına onu hiç sevmediğini, hayatına girmemiş olsa çok daha mutlu olacağını ve kendisinin Dosto'ya bir yük olduğunu söyler. Mari'nin cümleleriyle ağır yaralanan ve sevgisizlikten bunalan Dosto, aşk diyemesek bile tek taraflı bir hayranlıkla gönlünü bir tiyatro sanatçısına kaptırır. Daha sonra sahneye Polin diye bir kadın çıkar. Polin, Dosto'nun neredeyse yarı yaşında, genç ve uçarı bir kadındır. Dosto'nun gittikçe artan ününden ve zekâsından
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
Ahmet Gökçe
Çok güzel bir inceleme olmuş eline sağlık.
Puan vermedi·159 syf.··
2019 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2019 13:58
Ev Sahibesi, Dostoyevski kronolojisine üçüncü sıradan yerleşen bir novella. Türkiye İş Bankası Yayınları'nda o dönem yazdığı üç kısa öyküye de yer verilmiş. Aynı yayınevinin Puşkin ve Gogol'un tek tek yayımlanacak kadar önemli öykülerini bile tek kitapta vermesine zaman zaman kızsam bile bu sefer oldukça isabetli bir karar olduğu kanısındayım. Sadece diğer üç öykünün olduğu bir kitaba, Dostoyevski'nin elinden çıkmasına rağmen maddiyat ve zaman anlamında harcanacak pek bir şey olmadığı kanaatindeyim. Çünkü Dostoyevski'ye dair neredeyse hiçbir şey bulunamayacak bir kitap olurdu o kitap. İnsancıklar, halk tarafından çoğunlukla beğenilmeyen bir roman olsa bile eleştirmenlerin beğenisini kazanmış bir romandı. Öteki'nin okurların yanı sıra eleştirmenlerin de büyük hışmına uğraması sonrası, halkın ilgisini kaybettiğini fark eden Dostoyevski acilen yeni eserler üretmek ve halkın sevgisini tekrar kazanmak amacıyla kolları sıvar. Bu kitapta bulunan 'Bay Proharçin' ve 'Dokuz Mektupluk Roman' öyküleri 'Ev Sahibesi'nden önce, 'Polzunkov' ise sonrasında yazdığı kısa öykülerdir. Bay Proharçin'de oldukça cimri bir memurun, yaşadığı dairede bulunan diğer karakterlerle etkileşimlerini okuyoruz. Karakterin ölmesi ve yastığının içinden neredeyse bir servet çıkması sonrasında yaşananlar hikayenin yükseliyor denebilecek tek noktası. İnsancıklar'ı oradan oraya süründüren Sansür ise Bay Proharçin'e o kadar hızlı ve sert bir darbe vuruyor ki Dostoyevski bile şaşırıyor. Kardeşine yazdığı mektuplardan bir kısım: "Proharçin'in kimi yerleri kıyasıya değiştirildi. Bu beyler "memur" sözcüğünü yasakladılar, nedenini Tanrı bilir!.. Canlı olan her şey öldürüldü. Benim yaptığımdan yalnız bir iskelet kaldı." Dokuz Mektupluk Roman adından anlaşılacağı gibi iki kişi arasındaki toplam dokuz mektuptan
Edebiyat
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202413,6bin okunma
Ahmet Gökçe
Uygulamadaki en iyi incelemelerden biri. Çok teşekkürler eline sağlık.
Bugüne kadar 1000kitap'ta yazdığım en güzel ileti!
"Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir." Mustafa Kemal Atatürk Biliyorsunuz ki, gelirleriyle ihtiyaç sahibi köy okullarına kitap alabilmek için kitap temalı içerikler ürettiğim ve 10 Kasım 2018 tarihinde açtığım bir YouTube kanalım var. Bu kanalın gelir elde edip çocuklara daha çok kitap ulaştırabilmesi de tamamen size bağlı, bu linkten kanalıma abone olabilirsiniz : youtube.com/channel/UCLDoHV... Gelelim esas konuya. :) Aşağıda anlatacaklarımın hepsini bir video olarak izleyebilirsiniz: youtu.be/Gn-DQ901tWs Fakat videoyu izlemek için zamanınız yoksa yine de ben size anlatayım neler yaptığımızı... Bugün itibariyle Hayriye Ç. arkadaşımla insanlık adına çok küçük fakat kendi adımıza büyük bir adım attık. Hatay'da bulunan Tahtaköprü İlkokulu/Ortaokulu'na tamamen YouTube gelirlerimle onlarca kitap bağışladık. Ben Hayriye'ye bu kitapları yolladım: i.ibb.co/YhCJv01/6dbJ7DD... O da sağolsun üzerine onlarca kitap eklemesi yaparak mutluluğumuzu daha da katladı: i.ibb.co/yXSPDmw/AQswGYo... Çocukların fotoğraflarının çekilmesine okul tarafından izin verilmediği için size onları gösteremiyorum ama arkadaşlarımın mutluluğundan bu işin insana ne kadar saf bir mutluluk verdiğini görebilirsiniz: i.ibb.co/25Kr693/HMK-340... Veee gelelim en güzel kısma. Artık kanalımın adıyla oluşturulmuş bir kitaplığa sahibim: i.ibb.co/GMtZZcs/HMK-340... :)) Bu mutluluk tarif edilemez bir şey. Fakat sizler olmasa bunu başaramazdım, kanalın izlenmesinde ve yayılmasında bugüne kadar emeği geçen değerli arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Ne kadar sevmesem de, yaptığım iyilik çok küçük de olsa, bu şekilde açık olarak gösterip paylaşmak zorundayım. Çünkü sosyal
Eğitim
Ahmet Gökçe
Teşekkürler böyle güzel bir şeye vesile olduğun için.
ESAS SEFİLİN KİM OLDUĞUNU BULDUM
9/10
·1724 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2019 23:31
YouTube kitap kanalımda Victor Hugo'nun Sefiller ve diğer kitaplarını nasıl daha bilinçli okuyabileceğinizi anlattım: ytbe.one/nYN27KVPeFY Sefillik* temalı bu inceleme bana 13 gün boyunca arkadaşlık etmiş 1724 sayfalık dünyanın en uzun sefalet destanının sadece birkaç sayfalık özüdür. Elek hayat, elekten geçemeyen taşlar ise sefil insanlardır. Bu incelemeyi benim ellerim değil, sefil insanların kanları yazmıştır. Peki, nerede, kimde, neden aramalı bu sefilliği? Kimdir bu sefil insanlar? İncelemenin okuyucusu bu cevapsız sorulara cevap aranacağını kendisi anlamıştır. i.ibb.co/TrWj8RK/onca-yo... Belki de bu fotoğraftan başlamalı sefilliğin tanımını aramaya. Ellerinde "Onca Yoksulluk Varken" kitabı ve devamında kafalarında "Bize mi çattı bu sefillik?" düşünceleri. Gülüşsüz, parıltısız gözlerde, renksiz, cansız bir tende sefilliğin tezahür ettiği duygusal yansımalar. Sefilliği aramaya bu çocuğun göz bebeklerinin içinde başladım yıllar önce fakat dünyanın kaçınılmaz yuvarlaklığı gibi kendimi yine başladığım yerde elde 0 halimle buldum. Devam ettim sefilliği aramaya. i.ibb.co/3yNHKZY/umran.jpg çıktı karşıma. Bilmediği bir hayatta bilmediği birileri tarafından yüzü, gözü bu hale getirilmişti. Kimdi, ne istiyordu bu insanlar? Anlayamamıştı. Anlatmamışlardı. Üstündeki renksiz ve duyguları yok edilmiş tezahürünün, cansız ve bitkin bakışlarının nedenini bile soramayacak sefillikte bulunmuştu. Devam ettim sefilliğin kaynağını bulmak için... i.ibb.co/CKLmk7g/aylan.jpg çıktı karşıma. İsimlerin ne önemi vardı? Nasıl olsa çoktan unutmuştuk onları, değil mi ama? Bana yüzünü dön, dedim. Seni göremiyorum, dedim. Dönmedi, dönemedi. Denizin kumları, deniz suyu, tuz, medcezir, dalgaların oluşmasını sağlayan bütün gemiler, denizin köpüğü,
Edebiyat
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,2bin okunma
Ahmet Gökçe
Teşekkürler böyle bir inceleme yaptığın için.
Reklam