Ahmet YOLDAŞ

Bizi yalnızca ölümün duygulandırdığına dikkat ettiniz mi? Aramızdan yeni ayrılan dostları ne ka-dar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolduğu için konuşamaz olan hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman kendiliğinden gelir, belki de yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama ölülere karşı hep daha dürüst ve daha cömert olduğumuzu biliyor musunuz? Nedeni basit! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur da ondan. Özgür bırakır bizi onlar, böylece zamanımızı rahatça kullanabilir, saygıyı boş zamanlarımızda bir kokteyl ve sevimli bir sevgili arasına sıkıştırabiliriz
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Radyolar, gazeteler, televizyonlar, sinemalar işi gittikçe azıtıyorlar, gün yirmi dört saat, "Özgürlük, eşitlik, kardeşlik için," di-ye durmadan bağırıyorlardı. Bu dünyada her şey karıncaların özgürlüğü içindi. Onlar eşit, bağımsız karıncalardı. Ve karıncaların karınları tok, sırtları pekti. Ve karıncalar sırtlarının pek, karınlarının tok olduğunu televizyonlar, radyolar, gazeteler, sinemalar söyledikleri için inanıyorlardı. Fıkara karıncalar mutlu olduklarına da inanıyorlardı. Bu icatlar büyülemişti onları... Bir gün savaş iyidir, diyorlardı televizyonlar, tekmil karıncalar savaşın iyiliğine inanıp, her karınca kendini savaş tanrısı sanıyordu. Ertesi gün sultanın aklına esiyor, savaş kötüdür diyorlardı televizyonlar, radyolar, ötekiler, karıncalar bir anda savaş düşmanı kesiliyorlardı, bulsalar savaş tanrısını kıtır kıtır kesecekler.
Sülmen: "Şeyhler mi? Şeyhler Allah yaptı diyor, toprak derebeylerin hakkıdır diyor. Şeyhler, daha bu soyulmuş, bu ölmüş bitmiş "Şeyhler mi? Şeyhler Allah yaptı diyor, toprak derebeylerin halktan vergilerini topluyorlar. Yol parasını veremeyecek kadar fakir köylü bile şeyhe hissesini veriyor. Çoluğunun çocuğunun rızkını bile şeyhe veriyor. Bey, senin anlayacağın, halk, aç kaldıkça şeyhe yaklaşıyor. Biraz daha çoğalsın ovada traktör, şeyhlerin tabaaları da çoğalacak. Traktör ne kadar çoksa, o kadar sefalet, sefalet ne kadar çoksa, o kadar şeyh ve müridi. Köylü, bu işlerin, son yıllarda şeyhini ihmal ettiğinden dolayı başına geldiğine inanıyor."
Diyarbakır akrepler şehri, gül şehri, pis pis kokan hanlar şehri, karpuz şehri. Diyarbakır, surları, mimarisi, camileri, sanat abideleri, yeni yapılacak otelleri, eşsiz tabiatıyla turist şehri... Diyarbakır tezatlar şehri.
“İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli. Ben Abdi Ağadan biliyorum. Yoksa... Korkmalı insanların bu tarafından. Aşağı gör-memeli insanları" [s. 159]. Memed Abdi'yi öldürmeye karar verdiği zaman, bu, dikkatlice düşünülmüş bir karardır