Örneğin dini kurumlar erkeklerin değil kadınların bedensel ve toplumsal varlıklarını her zaman "sorunlu" olarak tanımlar; öte yandan hukuki kurumlar kadınların başına gelen ayrımcılıklara karşı "cinsiyet ayrımı yapmama" ilkesi ile hareket ederek erkeklerin sahip olduğu ayrıcalıkları görmezden gelir.