Gülsüm

Gülsüm
@Akdenizincisi
Karşısında yaşamaya değer bir şey vardı işte; kazanmak için savaşmaya, mücadele etmeye ve evet, uğruna ölmeye. Kitaplar haklıydı... Martin Edenyoutu.be/_V56b1GEH1I?si=... #184262857
Zumba Eğitmen
15 Ağustos
373 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Öldürmek mi bağışlamak mı?
Puan vermedi·203 syf.··
2025 1. kitabı
Livaneli esere 1974 yılında başlamış. (80 darbesi, yargılamaların olmadığı zamanda) Tabii ilk göz ağrısını yayımlamak kolay olmamış. Senelere yayılan metinlere eklemeler, çıkartmalar yaparak son hâline getirmeyi başarmış. Sonuç olarak kitap yirmi dokuz yıl sonra yayımlanmış :) Çoklu bakış açısı tekniğini başarılı bir şekilde uyguladığını düşünüyorum.. Bu çalışmalardaki çoğul anlatı okuyucuya romandaki konuları çoğul bakış açısı ile değerlendirme olanağı sağlaması bakımından romana derinlik kazandırır ve olaylar örgüsünü farklı açılardan değerlendirme şansı verir. Zülfü Livaneli iki anlatıcıyla yetinir. Yani kahramanın kendisi de romana dahil olur. Çoklu anlatı tekniğinin uygulanması sonucu çalışma da edebiyat tüketicisi bizler tarafından dikkat çekici bulunur.. Roman içinde roman, ikili final içeriyor. Hikâye olarak aslında hepimizin duyduğu, bildiği konular, belki yaşadığı hayatlar. Bu sebeple bazılarımıza bildiği bir hikâye, tanıdık bir kitap gibi gelmiş olabilir. Yani önceden okumuşuz hissiyatı oluşturmuş olabilir. Anlıyorum. Ben de vaoov ne oldu öyle diyemedim. Evet anlık şok edici konularda oldu ama bu sahneleri bekliyordum açıkçası. Ek yazıların olduğu yani kahramanın dâhil olduğu metinleri daha çok sevdim, daha gerçekçi geldi. Anlatım düz ve netti, yani yalın anlatımdı belki o yüzden. Teknik ve psikolojik olarak güzeldi. Ana konular anlamlıydı. "Öldürmek mi bağışlamak mı?" ikilemini iyi hissettirdi. Ve "ben de hangisini seçerdim acaba?" diye sorgulamadan edemedim...
Edebiyat
Bir Kedi, Bir Adam, Bir ÖlümZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202129bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gençliğin ve Güzelliğin Kitabı.
Puan vermedi·304 syf.··
2023 10. kitabı
Ama masumiyetin ve merhametin değil... Böyle bir yazardan bahsetmemek olmaz. Oscar Wilde Zekâsı ve ustaca gözlemlerinin sonucu toplumsal yorumları ile ünlüdür. Döneminin en başarılı oyun yazarlarındandır. Alaycı kaleminden dolayı, çok dikkat çekmektedir. Ve tabii ki tarzından dolayı. Estetizm hareketleri ile tanınmıştır. Saçlarını uzatmış ve odasını papatya, lale ve orkide gibi çiçeklerle dekore etmiş. O dönemde iyi cesaret doğrusu. Wilde’ın giyim tarzı çok eleştirilmiş. Ama pes etmemiş Londra’da estetik dersleri vermeye başlamış. Evlendi, çocukları da oldu ama cinsel kimlik açısından bir eşcinseldi. Alfred Douglas ile olan ilişkileri basında yer alınca, dava açılmış. Gündemi sarsmış bu olaylar. Oscar Wilde büyük bir ahlaksızlık suçu nedeni ile iki yıl kürek hapsine mahkûm edilmiş. Hapis hayatında oldukça zor zamanlar yaşayan Wilde hayatının kalan üç yılını parasız olarak geçirdiği söyleniyor. Ölümü hakkında ise farklı söylentiler mevcut. İlki menenjit iken diğeri ise bir otel odasında duvara “Birimiz Gitmeli” yazarak intihar ettiğidir. Bilemiyorum ama sanki onluk bi hareket gibi.. Dorian Gray'in Portresi Oscar'ın tek romanıdır. Birçok psikolojik ögeyi edebi bir üslupla harmanlayarak bu eseri bize sunmuş. Kitapta yer alan kişiler ve olaylar her yönüyle incelenmeye değer bir tarzda kurgulanmış. Bu sefer kitabın özetini; naçizane karakterlerin psikoanalizlerini yaparak, anlatmak isterim. •DORİAN: Dedesi tarafından sevgisiz bir ortamda büyütülmüştür. Dedesi çok sert ve zalim bir kişiliğe sahiptir. Anne baba sevgisi tadamamıştır. Yaşamının başlarında çok iyi, masum bir kişiliğe sahip olan Dorian’ın aynı zamanda yüz güzelliği de mükemmeldir. Herkesi kendisine hayran bırakacak bir güzelliğe sahiptir. Daha sonraları kişiliği tanıştığı bir arkadaşının vesilesiyle değişim geçirir, olaylara
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · İlgi Kültür Sanat Yayınları · 201799,3bin okunma
Bana kahkaha attıran işte o kitap...
Puan vermedi·224 syf.··
2023 9. kitabı
Ama tek kahkaha da değil hüzünlendiren, yokluk duygusunu içimde hissettiren ve çoğu kez düşündüren.. Kimin yazdığını bilmesek kesinlikle çocuklar yazmış derdik. Hepimizin yaşadığı duygular, sorguladığı sorular. Kitap iki tane ilkokul çocuğunun mektuplaşması üzerine oluşuyor. Elverirsiniz ki çocuk olunca komik, düşündürücü, üzücü, masum konular ortaya çıkıyor. Biz büyüdükçe çocuk olmayı, onları anlamayı unutuyoruz. Ama Nesin bu duyguları yeniden hissettirdi. Ben de böyle düşünmüştüm, hissetmiştim dedim. Dediği gibi "büyümüş insanlarla kendi çocuklukları arasında belki bin belki iki bin yıllık bir zaman vardır sanki." Onun için biz büyümüşler, kendi çocukluğumuzu unuturuz. Kitap çocukların gözüyle büyüklerin nasıl göründüğü anlatılıyor. Çocuklar anne babalarını, öğretmenlerini ve büyüklerini eleştiriyor. Çocuk eğitiminde gerekli sanılan, günümüzde geçerli bir takım değer yargılarının yanlışlığını, büyüklerine karşı haklarını ve kendilerini savunmalarını anlatıyor. Bu romanı sadece çocuklar için değil, anne babalar ve öğretmenler için de yazmış. Herkesten bir parça. Keyifle okuyacağınız bir eser :)
Edebiyat
Şimdiki Çocuklar HarikaAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 201920,7bin okunma
Psikoterapi Seansına hazır mısınız?
Puan vermedi·430 syf.··
2023 8. kitabı
Irvin D. Yalom Amerika'da fakir bir ailede doğduğu için ailesinin verdiği dini eğitim dışında bir eğitim alamamıştır. Sırf siyahilerin oturduğu bir mahallede yaşadıkları için de Yalom sokakta oynamak yerine vaktinin büyük kısmını kütüphanede geçirir ve okumaya karşı büyük bir tutkusu oluşur. Okuma aşkı onun haftada iki gün şehirdeki kütüphaneye gitmesini sağlamıştır. Ve gençliğinde de genellikle roman ve hikâye okumuştur. Okudukları içinde en çok Tolstoy, Dostoyevski, Sartre, Kafka gibi yazarlardan etkilenmiştir. Bu sayede edebiyat ile bilimi iç içe anlatarak alanında farklı bir bakış açısı yakalamıştır. Tıp eğitimi almış ve Psikiyatri bölümünü seçmiştir. *BENDE BIRAKTIKLARI : Psikanalizin; günümüz psikoterapinin temellerinin atıldığı yıllardan bahsediliyor. Hem kurgu hem gerçek bir arada yer alıyor. Biraz sürükleyici biraz da edebi bir yapıt. Her kişiye hitap edebilecek bir eser tabii ki. Ama öyle hızlı hızlı okudum ve bitirdim değil, yavaş, sindire sindire okunacak bir eser. Yazarımız; bir edebiyat dehası gibi, sözlerinden öyle mücevherler çıkarıyor ki, neredeyse kitabın tamamını alıntıladım ve devam edeceğim :) Öyle üzerine düşünüyorsun işte... Bu arada başlıkta dediğime de bakmayın, görünen terapi gibi ama tıbbın soğuk yüzüyle değil, kendinizi sanki iki dostla dertleşirmişcesine paylaşımda buluyorsunuz. Onlar dertleştikçe, sizde kendinizi sorgulamaktan alıkoyamıyorsunuz. Yazarın bir röportajını dinlemiştim. Yaşlandıkça ya da Terapist olarak olgunlaştıkça tereddütlerimi danışana daha fazla açık eder hâle geldim, demişti. Yani böyle düşünen birinin, yazılara dökmemesi olamazdı zaten. Kader, hakikat, ölüm, inanç, ümitsizlik gibi sorular işlenmiş. Nietzsche Ağladığında kitabı edebiyat, felsefe ve psikoloji ile harmanlanarak okuyucuyu kendini keşfetme yolculuğuna çıkaran;
Edebiyat
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Babaya Mektup, Kafka'yı anlamaktır...
Puan vermedi·57 syf.··
2023 6. kitabı
Mektup türünde biyografik bir eserdir. Kafka’nın çocukluk yıllarından yetişkinlik yıllarına kadar tüm hayatı hakkında önemli ve detaylı bilgilere ulaşabildiğimiz bir kitaptır. Yazar, bu eserinde babasına hitap etmektedir. Kafka hiçbir zaman iyi bir konuşmacı olamamıştır fakat çok iyi bir yazardır. Kitabı yazmaktaki amacı ise ona söylemekten korktuğu düşüncelerini, isyanlarını, pişmanlık ve kızgınlıklarını, veremediği cevaplarını içinden atmak istemesidir. Baba Herman, oldukça akıllı, yetenekli, kendine güvenen ve baskın karakterli bir babadır. Franz Kafka kalabalık bir aile içinde büyümüştür. Bu yüzden de babasının kendisiyle olan ilişkisini, kız kardeşleriyle olan ilişkisiyle ve yer yer de erkek kardeşleriyle olan ilişkisiyle kıyaslar. Yazar, çocukluk yıllarındaki sessizliği, çekimserliği için babasını suçlar. Büyür ve yine yalnızlığı, sessizliği, beceriksizliği için babasını suçlar. Tüm bunların belki biraz baba sevgisi, şefkati ve desteği hissetmiş olsaydı daha az olacağını iddia eder. Annesinin kendisine sonsuz bir iyilik, sabır ve sevgiyle yaklaştığını da anlatır. Ve çok arada kaldığını dile getirir. "Annemin aile içindeki konumunun ne kadar eziyetli ve son derece yıpratıcı olduğunu hiç akıldan çıkarmamak gerekir..." (S.26) Kinayeli biçimde; işlerinde, çalışmalarına ve seçimlerinde babası gibi başarılı olamadığını dile getirmiştir. Burada gizli hayranlık olduğunu da seziyorsunuz. Bu başarısızlığını babasıyla ilişkili olduğunu dile getiriyor. Çünkü babasından sevgi ve şefkat görmediği gibi hiçbir zaman destek de görmemiştir. Aynı şekilde evlilik düşüncesini, bu konuda başarısızlıklarını da yazıya dökmüş. "Senin bile evlilik içinde ağır savaşlar verdiğini, hatta çocuklarına karşı başarısız olduğunu görürken evliliğe mi cesaret edecektim?" (S.54) Herman Kafka
Edebiyat
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma