KeçilerinTanrısı

KeçilerinTanrısı
@AlbaDaCapra
Postmodernizm Harikası
10/10
·272 syf.·
2021 6. kitabı
Hüznün Fiziği, gerçekten de bir roman. Hem de en postmodern cinsinden. Yani edebi kurgunun, geleneksel edebiyatın bir nevi gülünçlemesi. Üstkurmacanın hat safhada olduğu, metinlerarasılık ve sembolik anlatımın bol, hem anlatıcıların (birden çok anlatıcı ses var çünkü), hem de yazarın aynı anda sahnede olduğu, iç içe birçok anlatının izini sürdüğümüz, genel geçer veya evrensel yorumlara yol açabilecek öğelerden kaçınılan, linear ve kapalı anlatı türlerine düşman, çok katmanlı ve anlamı üretenin yazar değil okurun olduğu, anlamın metne hapsedilmediği ve metinde tüketilmeyen, her daim yeniden anlamlandırılmaya açık bir “dil oyunları” platformu olduğu bir roman cinsi. Hüznün Fiziği otobiyografik özellikli postmodern bir roman, ama Georgi abimiz hem bir yazar, hem de bir mucit bence. Zira bu roman dikey, sarmal ve koridorlarının durmadan kesişip iç içe geçtiği çok katlı bir labirent, bir pusu, bir zaman kapsülü, bir geçmiş zaman hortlağı, bir “arşiv”, bir duyusal hafıza antolojisi, ve haylaz bir deney. Ama haylaz da olsa çok titiz ve zekice yapılmış bir deney, çünkü her ne kadar yapısı gereği bir “deneme” veya “kolaj” görüntüsü verse de kuş bakışı baktığınızda labirentin bağlantı yerlerini görebiliyorsunuz. Merkezdeki anlatıcımız, “patolojik empati” veya “obsesif empatik-somatik sendrom” denen bir olaydan muzdarip. Başkalarının “yerine geçip” hatıralarını deneyimleyebiliyor. Minotor ve Theseus mitini merkeze koyup, adeta bir yapısökümcü edasıyla parçalara ayırıp, bir “hikayeler labirentiyle” tekrar inşa ediyor. Bu vesileyle aile, hafıza, kayıplar ve daha birçok şey hakkında birçok keşif yapıyor ama bunu yaparken sürekli zamanlar ve kişiler arası uzun atlamalar yaptığından, arkasında bıraktığı ipuçlarıyla o labirentte izini sürüp, her yöne açılıp duran farklı yollarda
Edebiyat
Hüznün FiziğiGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 20171,481 okunma
Reklam
Puan vermedi·488 syf.·
2019 30. kitabı
Dünya çapında 50M+ gibi bir satış grafiğine rağmen, bizde bilinirliği az olan harika bir roman okudum. - Watership Tepesi, bir hayatta kalma mücadelesi. Tehlikeden kaçış ve demokratik bir yaşam düzeni kurma adına totaliterlikle savaşan bir grup tavşanın macerası. - Çok satan romanların “çok satma formülü”ne göre bir kitap aynı anda hem mantığa ve zekaya, hem çeşitli duygulara, hem de ruha hitap etmeli ve tüm bu özelliklerle akılda kalıcı olmalı. Aynı zamanda zengin içerikli, bilgilendirici, odak noktası net, kendi içinde tutarlı, okurla bağ kurma gücü yüksek, dili hem ilgi çekici hem anlaşılır, espiri anlayışına/kendi özgün zekasına sahip, eğlence faktörü yüksek, temposu hızlı ve/veya akıllı, canlı imgeleme sahip, yaratıcı, heyecan verici, bir yönde yüksek faydaya sahip, mutluluk verici, hakkaniyetli, yenilikçi olduğu takdirde konforlu, ve “evde olma hissini” uyandıran bir kitap olmalı. Bu kitap bu özelliklerden hangisine sahip değil, bilmiyorum. - Richard Adams, 1972 yılında yazdığı bu kitaptaki tavşanları 2. Dünya Savaşı subaylarını model alarak şekillendirmiş. Stres altındaki grup dinamikleriyle ilgili bilgisi çok iyi, ve dönem olaylarından sonra dünyaya hakim olan korku, şüphe, çaresizlik duyguları bolca gözlemlenebilir. - Birçok kitaptan çok daha zengin bir tema içeriğine sahip. Her bölümün başında önseme olarak ünlü bir metin alıntısı kullanılmış. Gizli metinlerarasılık çok. - Bu tavşanların kendi kültürü, dili, mitolojileri var. Yazarın kendi yarattığı “Lapine” adlı tavşan dilinin, kitabın sonunda bir de sözlüğü bulunmakta. Davranışlarını anlamak için ise doğa bilimcisi Ronald Lockley’nin bir kitabından faydalanmış. - Yazar, kitabı iki kızını eğlendirmek için uydurduğu bir hikayeden yola çıkarak yazmış. Uzun yıllardır sayısız farklı anlama büründürülüp,
Watership TepesiRichard Adams · Epsilon Yayınları · 2019232 okunma
Sineklerin Tanrısı ve Alegorik Kurgu
Puan vermedi·261 syf.·
2019 17. kitabı
Diyelim ki vermek istediğiniz bir mesajınız veya ifade etmek istediğiniz bir fikriniz var, ama bunu alıcısına daha etkili olacak bir şekilde dolaylı yoldan iletmek istiyorsunuz. Genel mesajın sembolik bir kompozisyonla üstü örtülü bir şekilde iletildiği Alegorik Kurgu, bunun için biçilmiş kaftan. Bu kitaba bu açıdan bakacak olursak; • Kitabı toplumsal, politik, psikolojik, dini veya ahlaki alegori olarak okuyabiliriz. Nasıl okursak okuyalım, bize insan doğasıyla ilgili önemli bir mesaj vermeye çalıştığı çok açık. • Aynı zamanda Golding’in hayat tecrübelerini de incelediğimizde, kitabın nükleer savaşın eşiğindeki dünyanın liderlerine bir uyarı niteliği taşıdığını da söyleyebiliriz. • Tüm alegorik kitaplar gibi Sineklerin Tanrısı da tam bir sembolik cümbüş. • Alegorinin bir özelliği olarak kavramlar arası çatışmalar mevcut. Uygarlığa karşı vahşilik ve ilkellik, düzene karşı kaos, demokrasiye karşı tiranlık, mantık ve sağduyuya karşı dürtüler, yasaya karşı anarşi, iyiye karşı kötü, bireysel düşünceye karşı kolektif beyin, ve bunların arasındaki dinamikler! • Geleneksel alegoriden farkı karakterlerin fazlasıyla gelişmiş olmaları. Golding bizi tüm karakterlerle aynı mesafede tutma konusunda da başarılı. • Metinlerarasılık mevcut. Kitap Ballantyne’ın Mercan Adası’ndan. • Kitabın bütünü gibi finali de başlı başına ayrı bir alegori. Kitabın kapağını kapattıktan sonra derin derin düşünmek için birkaç tane de soru: *Sizce Golding insan doğasıyla ilgili neye inanmaktadır? *Karakterler çocuklar yerine yetişkinler olmuş olsa, sizce ne değişirdi? *Kitap çocuklukla ilgili hangi ideayı yıkmıştır?*İçimizdeki hangi güçler bizi kişisel veya toplumsal yıkıma sürükler? Uygarlığın savaş ve yıkıma dönüşü kaçınılmaz mıdır? *Finalin bize verdiği mesaj? *Bu kitabı neden tavsiye edersiniz?
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
MARQUEZ VE BÜYÜLÜ GERÇEKÇİLİK
Puan vermedi·112 syf.·
2018 26. kitabı
Bu yazı büyülü gerçekçilik akımı doğrultusunda bir inceleme teşebbüsüdür :) Şöyle ki, bu kitapta, • Gerçekçi bir olay, büyülü/sıra dışı unsurlar katılıp, her nasılsa sıradanlaştırılarak anlatılmıştır. • Zaman algısı düz değil, çevrimseldir. Her bölüm ana karakterin ölümüyle başlayıp biter. Zaman bu şekilde daireler çizerek ilerler. • Konuyu vurgulamak, güçlü bir imgelem yaratmak ve gerçeklik algısını tahrif etmek için abartı kullanılmıştır (ör. ölüm sahnesi) • Dönemin İspanyol kültürünün bir parçası olarak gelenek ve ritüeller çok yer tutar. Kişilerin değerini soyları ve mal varlıkları belirler. Cinayetin suçlusu kültür ve geleneklerdir. Olaya karşı tutumları yine kültür ve gelenekler şekillendirmiştir. Aşkların bireysel ifade şekli bile geleneklerin gölgesindedir. • Ana karakterimiz melezdir. • Namus ve şeref çok önemlidir. Bu iki değere sahip değilsen toplumdan dışlanır, “ötekileşirsin”. Hatta öldürülürsün. Ama katiller toplum gözünde temize çıkarlar. • Çoğu büyülü gerçekçilik kitabının aksine semboller bu kitapta çok yer kaplamaz. Karakterlerin rüya analizlerinde ve havanın durumu gibi birkaç yerde göze çarpar. • Rüyalar ayni zamanda önseme olarak kullanılırlar. • Tekrarlar ve sürreal anlatım yoğunluktadır. Cinayet ahlaki gelenekler sonucu gerçekleştiğinden bu tekrarlar mantıksal açıklamaları gölgelemek niyetiyle kullanılmış olabilir. • Konu dışı detaylar büyülü gerçekçilikle ilgi çekici hale getirilmiştir. • Sonuç olarak büyülü öğelerin kullanımı gerçek hakkında daha derin bir kavrayışı sağlar.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma
BU KİTABI NEDEN OKUMALISINIZ?
Puan vermedi·191 syf.·
2018 49. kitabı
Aşağıdaki sorulara güzel cevaplar bulabilmek için: •Kişilerin adalet anlayışlarının birbirinden farklı olması ne gibi tehlikelere yol açabilir? •“Suçu kanıtlanamayan herkesin masum olduğu” her ne kadar kusurlu bir anlayış olarak görünse de, bu anlayışı benimsememek ne şekillerde sonuçlanabilir? •Hangisinin yol açtığı mahkumiyet daha büyüktür; suçu kabul ve teslimiyetin mi, reddin ve pişmanlığın mı? •Psikolojik savunma mekanizmaları nasıl işler? Farklı kişilerin iç hesaplaşma ve suçu kabulleniş süreçlerinde neler yaşanır? •Kişilik, kültür, dini inançlar, kişisel adalet algısı ve yasalar vicdan üzerinde ne gibi etkilere sahiptir? •Çok kişinin bir anda topluca ölümü, tek bir kişinin zamansız ölümüne kıyasla nasıl bir etki yaratır? •Kaos, korku, “savaş ya da kaç” tepkisi, sosyal ve sınıfsal bariyerleri kırmakta ne kadar etkilidir? Davranış kodlarını kırmak ne denli zordur? •Farklı kişiler suçluluk duygusuyla ne şekillerde baş eder? •Ölümün kaçınılmazlığını fark etmek farklı kişilerde ne tür tepkilere yol açar? •Bilinçaltı, rüyalar, duyular ve görüler vicdanla nasıl bir işbirliği içerisindedir? •Tehlike durumunda zaaf ve zayıflıklar ne şekillerde ortaya dökülür? •“On Küçük Zenci” standart polisiye romanların arasından nasıl sıyrılmıştır?
On Küçük ZenciAgatha Christie · Altın Kitaplar · 200643,6bin okunma
Reklam