Bilinen gerçek şu ki, bir çeşit hız çağında yaşıyoruz.Bu yüzden, dirseklerimizi dayadığımız masa eskisi kadar, diyelim kırk ya da elli yıl önceki kadar ağır değil artık.Gözlerimizi hangi görüntüye çevirirsek çevirelim, göreceğimiz çizgiler eskisi kadar belirgin değil. Her şey hızın pençesinde yeniden şekillenip yeniden var oluyor ve var olur olmaz da acayip bir hızla eskiyor.İnsanoğlunun damarlarında da, fark edilsin ya da edilmesin, kan yerine hız dolaşıyor sanki.Her şey soluk soluğu, her şey harıl harıl, her şey vızır vızır...Evler, ağaçlar, sokaklar, caddeler ve meydanlar sürekli hareket hâlinde; her şey yer değiştiriyor, biçim değiştiriyor, ruh değiştiriyor.
Sen, buzdağlarının dokuzda sekizinin su altında olduğunu ve yerkürenin 23 derece eğik olduğunu biliyorsun. Ben de kalbinin hala güneş görmemiş tenler kadar beyaz olduğunu biliyorum.