Kamçı şaklıyor üzerimde,
kardeşlerimin üzerinde nasıl şakladıysa öyle.
Saban gibi yol ediyor sırtımı,
sanki yağmur mevsimi gelmeden evvel
sürülen mısır tarlası.
Ve kanlar süzülüyor bedenimden,
sonsuza dek akan,
ırmaklar, nehirler büken tanrıçalar gibi.
Sonra hasat zamanı gelir.
Sonra ölüm gelir,
bırakın, hoş gelir sefa gelir.
Düşmanlarım toplanmış başıma,
keyifle seyrediyorlar,
yapılan işkenceyi bana.
Alçak onların hepsi,
ufacık kötü ruhlarıyla.
Onların yapabileceği hiçbir şey yok bana,
zira acı, kardeşimdir benim,
beni peleriniyle saran,
artık ruhuma ait olmayan evden gitmemi öğütleyen.
Şarkılarla gideceğim,
artık bir kölelik evi olan bu mekândan.
Keyifle gideceğim,
zira asla boyun eğdirememiş olacak düşmanlarım bana.
Alçak onların hepsi
ve tanrıları daha da alçak,
bir hırsızlar ve soyguncular tanrısı.
Yut onların hepsini, suların annesi,
"Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kiminin ki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi ! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama ! Kendini koru kızım, insanlara karşı kendini koru!"