Kendi kendime bazen, Hasan diyorum, hiçbir şeye inanmamak sırrına erebilmek, daha önce bazı şeylere inanmış olmayı gerektirir. Bir değeri yoktur. Aslolan
inanmayı, inanmamayı, hiç düşünmemektir. Bunu ancak
gerçek cahiller, yâni köylüler ve büyük tüccarlar yapabilir. Keyiflerine dokunulmadıkça, gerçekten mutludur
bu adamlar.
Biz genellikle acı içindeyiz.
Mutluluk dediğimiz zaman bile, acıyla karışık birşey anlıyoruz.
Ben söz gelişi, böyleyim.
Kader âşıkları bir araya getirebilir, kaza geliyorum demez, koşullar garip kombinasyonlar yaratabilir, yani tuhaflık hemen her an her yerde bizimle birliktedir ve bu konuda söyleyecek pek bir şey bırakmaz bize.