Ali söğüt

Ali söğüt
Mutluluğun iyi edemediğini iyileştirecek ilaç yoktur.
Uygarlığın Büyük Çöküşü
10/10
·72 syf.··
2025 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2025 21:13
Kullandığımız dilin yeni nesiller tarafından tam olarak anlaşılmadığı ve alaya alınan bir dönem... Tarihler 2013 yılını işaret eder. Dünya üzerinde bir sürü salgından sonra yeni bir salgın çıkmıştır. Bu sefer salgın Çin'de değil dünyanın her yerinde ortaya çıkmıştır. Dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insanın birbirine temas etmesi ve ana etkenin temizlik ve hijyenin olmamasından dolayı gelen veba. Kızıl Veba. Dünya üzerinde salgınların yüzyıllardır devam ettiği ve edeceği bilinen bir gerçektir. Ama önemli olan bu salgınlardan insanların ne derece korunabildiği ve önünü kesebildiğidir. 2020 yılında Korona Virüs gibi bir virüs Jack London'ın derin hayal gücünde 2013 yılında ortaya çıkmıştır ama adı Kızıl Veba olarak. Kızıl Veba'da asıl anlatıcımız Granser'dır. Her ne kadar torunları ile 2100 yılında yaşıyor ve seksen yedi yıllık yaşamının son yıllarını yaşadığını hissediyor olsa da bu dünyadan giderken torunlarına tıpkı önceki yaşamında yüzlerce insanı eğittiği gibi eğitmek ve bilgilendirmek ister. Onlardan önce dünyanın neden böyle olduğunu ve onları nasıl bir dünyanın beklediğini çok iyi bildiğinden, onları hayatın karşısında tutmaya çalışır. Milyonda bir vuran şans Granser'i hayatta sağ bırakır. Etrafında tanıdıkları ile bir yerlere sığınsa da tanıdıkları da tek tek hastalanarak hayattan kopar. Her yerde kaosun ve düzensizliğin olduğu yerde artık tek başına yaşamak zorunda kalır. Dünya düzeni tekrar avcılık toplayıcılık düzenine ve ilkel çağlara dönmüştür. Yüzyıllardır olan gelişmeler ve teknolojiler silinip gitmiştir. Tıpkı Jack London'ın dediği gibi ''İnsanın bu dünyadaki bütün çalışması köpükten öte bir şey değil'' olmuştur. Bir kalıp sabun bile yoktur yeryüzünde. Dünyanın ham maddesi olan insan ve doğa yine baş başa kalmıştır. Tıpkı Adem Peygamber zamanında
1000Kitap
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
Reklam

Ali söğüt

, bir kitap okudu
10/10
·72 syf.··
3 günde okudu
·
2025 15. kitabı
Jack London
7.9/10 · 47,8bin okunma
Duygusuz Bir Benlik
8/10
·208 syf.··
2025 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2025 13:22
Gerçekleri gizlemek edebiyata yakışan bir şey mi? Edebiyat sadece toz pembe durumları mı anlatmalı? İnsanların gözünü kapatıp kötü durumlar yaşanmıyor gibi mi göstermeli? Bence hayır, edebiyatın ve sanatın görevi bu değil. İnsanların görmek ve duymak istemediği şeyleri yüzlerine vurmalı ki görmezden geldikleri konular aşılabilsin. Hakan Günday'ın da yaptığı bu değil mi? Günday gerçeklerden kaçmayarak, olumsuz olay veya durumları yazın dünyasına taşıyarak, aslında dünyanın o kadar da toz pembe bir yer olmadığını göstermeye çalışıyor modern edebiyat içinde. Vurucu cümleleri, vurucu hikayeleri ve üzerinde çokça düşünülesi konularla. Yeraltı Edebiyatından insanlar hep kaçıyor. Sanki burada yaşanan kötü durumlara, kötü sözlere ve onların hafızasından çıkmayacak olan cümlelere daha duymadan ket vurmak istiyorlar. Ama gerçek hayatta da ölüm, kan, şiddet ve cinsellik yok mu? Bunu yazın dünyasına taşımanın ve kitlelere hitap etmenin yanlış olmadığı kanaatindeyim. Günday işte bu gerçeklerle yazıyor. Daha önce Kinyas ve Kayra'yı okumuştum. Diline anlatışına ve aforizmalarına bayılmıştım. Bende bıraktığı derin etki ile daha yıllarca bu kitabı kafamda tartışacağıma eminim. Şimdi ikinci kitabı olan Zargana ile devam ediyorum Günday okumalarıma. Zargana, ailesinin yıllardır onu aldattığını ve evlatlık olduğunu duymuş bir şekilde atmıştır kendini sokağa. Donmadan sadece biraz zaman önce Alman polisi tarafından bulunmuş ve çocuklara bakan, özel yetkilere sahip Beuhal adlı evde büyütülmek üzere yerleştirilir. Ama burada mutlu olmaz Zargana ve kaçmak ister. Plan yapar ve bu evden kaçar. Beuhal'den kaçması ve tekrar bağımsız yaşama isteği sonrası hayat artık ona gülmeyip, çok kötü olayların başına gelmesine neden olur. Dört Cezayirli tarafından daha Beuhal'den kaçtığı gece bir sokakta
Hayata Dair
ZarganaHakan Günday · Doğan Kitap · 20259bin okunma
Çoğunluğun Tahakkümüne Başkaldırı
8/10
·104 syf.··
2025 13. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2025 19:19
Yanılgılar üzerine kurulmuş bir metin. Yanılgı çünkü doktor Stockmann halkın yararına olduğunu ve tebrik edileceğini düşündüğü yerde tam tersi bir muamele ile karşılaşır. Bir halk düşmanı, beş perdelik bir oyun. Çok ünlü bir tatil kasabası olan İsviçre'nin bir yerinde başlar hikaye. Kaplıcası ile ünlü olan ve kaplıca doktorununda her seferinde ya gazetelere ya da broşürlere yazı yazıp halkı çekmeye çalıştığı bir yer. Ama doktorun dikkati ve test etmesi ile kaplıcanın suyunun, lağım suyu ve deri fabrikası suyu ile karıştığı ve çok ciddi boyutlara varan zararlı mikroorganizmaların olduğunun tespit edilmesi ile doktorun Vali olan ağabeyi Peter Stockmann'a yazması ile başlar. İnsanları önceden her ne kadar buraya çekmeye çalışsa da artık bu kaplıcaların zararlı bir yer haline geldiğini gören Doktor Stockmann yerel gazeteye haber verip şehirde yaşayan insanların durumdan haberdar olmasını ister. Her ne kadar iyi amaçlarla hareket ediyor olsa da karşısında kaplıcalardan ve şehrin zenginliğinden beslenen, şehrin iktidarını kendi lehine kullanan biri vardır. Artık bir abi olmaktan ziyade, kardeşine iş sağladığı ve kendi zenginlik kaynağının kesilmemesi için doktor ile mücadele eden bir insana dönüşmüştür. Evet ortada bir aile ilişkisi olsa da iş pragmatizme dönünce, ilişki kopma noktasına kadar gelebilir. Doktor Stockmann ise halkın yararını düşünen biridir. Her ne pahasına olursa olsun, kendi işinden atılmak dahi olsa işin sonunda, o halkı kurtarmaya çalışır. Onu engellemeye, sesini susturmaya çalışanlar olsa da Doktor Stockmann susmaz. Aslında konuşmak ve anlatmak istediği şey, halkın yararına olan bir şeydir. Ama halk için bu yarar onların maddi gelirlerine dokunduktan sonra zararlı görülür ve doktorun sesini kısmak isterler. Koca bir toplum zehirlenmek ile karşı karşıya
Edebiyat
Bir Halk DüşmanıHenrik Ibsen · Yapı Kredi Yayınları · 202512 okunma