“Gün Olur Asra Bedel” beni derinden etkiledi. İnsanın dünyası ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun, olaylara bakış açısı her şeyi değiştiriyor. Kimileri için hayati öneme sahip anlar, başkaları için gelip geçen bir ayrıntıdan ibaret olabiliyor. Cengiz Aytmatov’un anlattığı o bozkır yalnızlığı, insanoğlunun hem bireysel kaderi hem de kolektif hafızasıyla nasıl başa çıktığını gösteriyor.
Gerçek hayatta da büyüklerimden buna benzer hikâyeler dinledim. Değerler, hatıralar ve yaşanmışlıklar, bir insanın tüm varlığını şekillendirebilirken, bir başkası için hiç fark edilmeyen bir detay olabiliyor. Demiryolları boyunca süren yolculuk sadece mekânsal değil, aynı zamanda ruhsal bir yolculuk. İnsan geçmişiyle, anılarıyla, sevdikleriyle ve hatta kaybettikleriyle bir bütündür. Kitap bana, zamanın sadece akıp gitmediğini, aynı zamanda taşıdığı her şeyle birlikte insanı şekillendirdiğini bir kez daha hissettirdi.
Belki de insan olmak, hatıraların gölgesinde kendine bir anlam aramaktır.