Bazen yaşamın o kadar içini görebiliyorum ki birden doğrulup çevreme baktığımda kimsenin yanımda olmadığını, bana eşlik eden tek şeyin zaman olduğunu görüyorum.
Benim düşlediğim aşk iki insanın birbirini sahiblenme çabasından çok daha öte bir şey. Ben, iki insanın daha yüce hakikati bulmak için bir ihtirası paylaştığı bir aşk düşünüyorum. Belki de buna aşk dememek gerek.
Çocukluğumdan beri yaşamın, birbiriyle aynı iki boşluk arasındaki bir kıvılcım olduğuna inandım: Doğumdan önceki ve ölümden sonraki karanlıkla arasındaki bir kıvılcım.
Dostoyevski, dostlardan başkasına anlatılmayacak şeyler vardır, diye yazıyor;hatta bazıları dostlara bile anlatılmamalı;bunların arasında bir de insanın kendisine bile anlatmaması gereken şeyler var!