Ali İmran

Ali İmran
Hemşire
Lisans
İstanbul
13 Aralık
338 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
"Hafıza diye bir şey olmasa bile, büyüme ile yaşlanma bir arada gittiği için, hayat aslında tek bir bütündür; gene de keskin bir hafıza insanı kendi kusurlu geçmişini kabullenmeye zorlar. Anıları yeniden açılmış bir yara gibi ıstırap vermeye başlayan bir insanın geçmişi, yalnızca ölü bir tarih, şimdiki zamanın güçten düşmüş bir hazırlayıcısı değildir artık. Böyle bir geçmiş insanın pişmanlık duyduktan sonra silkip hayatından atabileceği bir yanlış da olmayıp, hak edilmiş bir utanç yüzünden kendisinin huzurunu kaçırmaya, tüylerini ürpertmeye, içini yakmaya hâlâ devam eden canlı bir parçasıdır.”
Reklam
En iyi ibadet, elinizden geldiği sürece her şeyden zevk almaktır.
"Zevk almak, çevreye ışık saçmaktır. Tüm dünyayı dert edinip düzeltmeye çalışmanın bir yararı yok; sanat olsun, ne olursa olsun, bir şey karşısında sevinç duyduğunuz zaman, dünyayı düzeltiyorsunuz demektir. Dünyanın tüm gençlerini sefalet hakkında ağıtlar yakan, ahlak dersleri veren bir trajedi korosuna çevirmek ister miydiniz?”
“Erkeklerin hayatında, erişilmez yükseklikteki tahtında oturan bir kadını uzaktan taparcasına sevmenin önemli bir yeri vardır; ama bu erkeklerin çoğu, gönüllerinin kraliçelerinden bunun farkında oldukları yolunda bir işaret -oturdukları yüce tepelerden aşklarını onayladıklarını belirterek içlerini sevinçle dolduracak bir işaret- alabilmenin özlemi içindedirler.”
"Hayali bir gelecek yerini gerçeklere bıraktığı zaman bir parça düş kırıklığına uğranılması, özgüvenin bir parça sarsılması olağan bir şeydir ve biz olağan şeylerin insanları derinden etkilemelerini beklemeyiz. Bunların acıklı oluşları, sık sık tekrarlanmalarından ileri gelir; ama bu tür bir acıma duygusu, her günkü sıradan duygularımız arasında yer almıyor; ayrıca, insan bünyesi fazla acıklı şeylere dayanacak güçte değildir belki de. Eğer hayatın alışık olduğumuz tüm yönleri hakkında derin bir sezgi ve duyarlığa sahip olsaydık, o zaman çayırların büyürken çıkardıkları sesi, sincapların yürek atışlarını işitebilir, sessizliğin õtesinden kulaklarımıza gelen feryatlara dayanamayıp ölebilirdik. Bu yüzden, içimizde en duyarlı olanlar bile etrafta budalalık zırhına iyice bürünmüş olarak dolaşmaktadırlar.”
"Pek çok genç insanın çıplak ruhu, birdenbire uyumsuzluklar içine yuvarlanır ve büyükler kendi işlerine güçlerine bakarlarken, onların bu aykırılıklar ortamında "ayakta kalmanın" bir yolunu bulmaları beklenir.”
Reklam