"Hayali bir gelecek yerini gerçeklere bıraktığı zaman bir parça düş kırıklığına uğranılması, özgüvenin bir parça sarsılması olağan bir şeydir ve biz olağan şeylerin insanları derinden etkilemelerini beklemeyiz. Bunların acıklı oluşları, sık sık tekrarlanmalarından ileri gelir; ama bu tür bir acıma duygusu, her günkü sıradan duygularımız arasında yer almıyor; ayrıca, insan bünyesi fazla acıklı şeylere dayanacak güçte değildir belki de. Eğer hayatın alışık olduğumuz tüm yönleri hakkında derin bir sezgi ve duyarlığa sahip olsaydık, o zaman çayırların büyürken çıkardıkları sesi, sincapların yürek atışlarını işitebilir, sessizliğin õtesinden kulaklarımıza gelen feryatlara dayanamayıp ölebilirdik. Bu yüzden, içimizde en duyarlı olanlar bile etrafta budalalık zırhına iyice bürünmüş olarak dolaşmaktadırlar.”