"Kendi yaşamının bir hiç olduğunu, buna karşılık çevresinde daha anlamlı, sonsuz, mutluluk verici bir evren bulunduğunu fısıldayan, düşüncelere dalmış, hüzünlü sahiller ile engin gökyüzünü seyrederken kendinden geçebilir, ölebilir, kendisi de hayaller arasına karışabilirdi.”
"Sanki yaşam, işlerini tıkır tıkır yürüten milyonlarca insan arasından beni seçmiş, işe yaramaz, beceriksiz, kötü bir adam olarak yalnızlığın kucağına atmış…sanki ben insanların önünde bir engelim, onlara felaket getiriyorum; sonunda benim gibi birinin hakkından gelerek beladan kurtulacaklar..”
"Canlı varlıkların insanı hoşnut etsin diye güzel olarak yaratıldıkları inancına gelirsek, öncelikle güzellik algısının, beğenilen nesnenin herhangi bir gerçek niteliğine bağlı olmaksızın, zihin durumuyla ilgili olduğunu vurgulamak istiyorum. Ayrıca, neyin güzel olduğuna ilişkin kanaat de doğuştan gelen ya da değişmesi mümkün olmayan bir şey değildir.”