Algılayamadığımız bir şey düşüncelerimizde de yer etmez. İyi ama madem duyularımız bizi aldatıyor onlar sayesinde elde ettiğimiz bilgilerin hakikatine nasıl güveneceğiz? Şu bahçelerdeki hadımlara bir bakın. En güzel kızları onlara emanet ettik. Onların da bizim gibi gözleri, kulakları, duyguları var. Ama yine de! Vücutlarına yaptığımız küçücük bir müdahale dünyaya bakışlarını bütünüyle değiştirdi.Genç kız teninden yayılan o büyüleyici koku artık onlara nasıl geliyor? İğrenç bir ter kokusu olarak. Ya o dipdiri memelere dokununca ne oluyor? Vücudun tuhaf yağlı bir bölgesine dokundukları düşünüyorlar değil mi? Ve insan arzularının temeli olan o gizli deliğin onlar açısından ne anlamı var? Yalnızca dışkılamak için kullanılan pis bir uzuv. İşte duygularımızın güvenilirliği bu. Kör bir insan için rengarenk çiçeklerle dolu bir bahçenin ne anlamı vardır? Bülbül şakımaları sağırlara bir şey ifade eder mi?
Bilinç seviyesi ne kadar düşerse fanatiklik de o ölçüde artar. Kısacası ben insanlığı iki temel gruba ayırırım. Birinci grupta neyin ne olduğunu bilen bir avuç insan vardır. Diğer guruptaysa hiçbir şeyin farkında olmayan kitleler.
.......
Bu durumda ilk gruptakilerin diğerlerinin zihinlerini masallarla hayal ürünü hikâyelerle doldurmakta başka çaresi var mıdır? Yalan söyleyip kandırmaktan başka ne gelir elinden?
Hiçbir özelliği yok. Ama şimdi onu sevmemeye öylesine yoğunlaşıyorum ki, bunu açık açık görsün. Anladığım kadarıyla başkalarının gönderdiği sinyalleri anlayabilecek bir çevreden gelmiyor.
Tabiatı ve talihsizliği yüzünden solgun bir umutsuzluğa yatkın bir adam düşünün; bu umutsuzluğu artırmaya başka hangi iş ölü mektuplarını alıp alıp ateşe atmak üzere ayırmasından daha uygun olabilir? Çünkü her sene araba yüküyle yakılırlar. Bazen katlanmış kağıdın içinden bir yüzük çıkarır solgun kâtip -yüzüğün gönderildiği parmak muhtemelen mezarda çürüyordur; en hızlı yardımseverlik duygusuyla gönderilmiş bir banknot -nefes aldıracağı kişi artık ne yiyor ne acıkıyordur; çaresizlik içinde ölümü bekleyenlere af; umutsuzca ölenlere umut; dermansız dertlerde boğularak ölenlere iyi haberler. Hayat vazifelerine çıkmış ama ölüme koşan mektuplar. Vah Bartleby! Vah insanlık!
Sayfa 49 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu