11 yaşında kitap okuma maceram Ekrem Güneş-Uçan Kanatlılar kitabı ile başladı. O günden beri kitap okuyor, alıyorum. Kitaplarımı instagram sayfamda elimden geldiğince insanlara anlatmaya, yorumlamaya çalışıyorum.
"Keşişlerin ,rahibelerin ,manastır hizmeti gören frerlerin, çoban kılığına girmiş o doymak bilmez kurtların söylediği budur işte. Namuslarına gelince hurdaya çıkmıştır, tomurcuklandığına da pek ender rastlanır. Dans eden bedenlerin çektiği eziyet içinde sanki hazlar bahçesinde gezermiş gibi sadistçe dolaşıyorlar"
"Dolayısıyla bu durum ,dans salgını gibi acayip bir şekilde bürünen aşırı sefaletten kaynaklanıyordur; ıstıraba gömülmüş bir şehrin dayanılmaz gerçekliğinden kaçmanın ,hele de yoksul düşmüş halk için tek yolu dans"
Yazmak , bizi acıyla tanışık kılmak isteyen bir harekettir, dedi Linda
Tersi değil mi? diye sordum. Yazan kişi hayatını topluca görülemeyen halini , yani kendi acısını bir metnin topluca görülen bir haline dönüştürülmez mi?
Asıl kötülüğü edebiyata dokundu. Onu pohpohlayanların yapıtlarını göklere çıkarır, kendisine boyun eğmeyenleri yerin dibine sokmaya çalışırdı. Böyle eleştirmenlerin olduğu bir ülkede edebiyat gelişir mi ? O bir bezirgandı... Kitap katiliydi.