Ela

Ölümü hatırlatan kadın
Kayalıklarda gördüm seni, bir sisli günde, Fırtınada saçların çözülmüş bir demetti. O kayalıklarda ki bir yıl evvel üstünde, Çöllerden âşık dönen bir genç intihar etti. Seni her nerde, artık, her ne suretle görsem, Bir gölgenin duyarım ruhuma düştüğünü. Ben de o âşık gibi burada bir gün ölürsem, Tanrım mukaddes etsin seni gördüğüm günü! Kayalıklarda bir genç öldüğü gün beldenin, Halkı seni karanlık rüyalarında görmüş, Ey yâdı gönlümüzden çıkmayan afet, senin, Sevmediklerin değil, sevdiklerin ölürmüş. Bazı ruhum kararır kefenlerden, mezardan; Yok mu, Rabbim ölümün bir güzel şekli derdim. O kayalıklarda ilk seni gördüğüm zaman Hayalimde ölüme en güzel şekli verdim. Başka bir göz yaşını dudaklarınla silsen, Ürpererek: "Bu, derim, mezardan bir nefestir!" Buna kıskançlık deme, bence yalnız değil sen, Seni gören göz bile ne kadar mukaddestir! Kimse karşında belki titremez gönlüm kadar, Bense hâlâ korkarım dizinde ağlamaktan. Teması korku veren tatlı bir ölüm kadar Daha hoştur kalbime görünüşün uzaktan... Faruk Nafiz Çamlıbel ( 1898 - 1973 )
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
O halde, tarihi materyalizmin ışığında toplumun yapısına bakarsak, temelde iktisadi yapının, onun üstünde toplumsal yapının, onun da üstünde toplumsal yapının desteklediği siyasi yapının bulunduğunu ve nihayet en üstte, ideolojik yapının yer aldığını görüyoruz. Materyalistlere göre, ideolojik yapının toplum kuruluşunun doruğu, varış noktası olduğunu, oysa idealistlere göre ideolojik yapının temelde bulunduğunu görüyoruz.
Sayfa 196·Kitabı okuyor
Alıntı
“Bir tarafta, yaşam araçlarının üretimi, gıda, yiyecek, barınma nesneleri ve üretim için gerekli aygıtlarla, öte tarafta insanların kendilerinin üretimi, türün devamı” (Engels, 1990: 135). Engels, her iki süreci de “üretim” olarak adlandırılmış ve böylece toplumsal cinsiyet ilişkileri kuramının çıkış noktasını inşa etmiştir. Ancak bu türden bir kuramın daha fazla geliştirilmesi, her türden emek biçimi (beslenme, giyim ve ev işleri) ile aile kavramları ayrı yerlere yer yerleştirilerek engellenmiştir.
Sayfa 67·Kitabı okuyor
Alıntı
Bazıları kendisine başkalarına benzemeyen, kibar, zeki bir insan gözüyle bakıp seviyorsa da, sonradan dehşete kapılıp düş kırıklığına uğruyorlardı, çünkü ansızın onun içinde bir kurdun yaşadığını anlıyorlardı.
Alıntı
Kitaplarda görüldükleri biçimiyle sadece avcılık yapan halklar, yani sadece avcılık yapan halklar hiçbir zaman var olmadı.
Sayfa 30·Kitabı okuyor
Alıntı