Ah, sevgili dostum, sefaleti kolayca suçluyoruz. Toplumsal çürümenin en belirgin sonucuna karşı biraz hoşgörülü davranalım. Yoksulluğun hüküm sürdüğü yerde ne utanma, ne suç, ne erdem, ne de mantıklı düşünce kalır.
Erdemden ve ona hürmet
edenlerden iğrenen sizler
de farklı bir şey
yapmıyorsunuz. Zira cılız
Işıklar da güneşten
korkar ve gece yaratıkları
parıldayan günden tiksinir,
şafağın ilk ışıklarını
görünce serseme dönerler
ve her yerde
barınaklarını arar, bir delik
bulup ışık korkusuyla
oraya saklanırlar
Hırıldayın, zavallı dilinizi
iyiye hakaret etmek
için kullanın, ağzınızıaçın,
isirın, iz bırakmadan çok
Önce
dişinizi kıracaksınız.
Sarışın, sert, bakınırken
gözlerine takılmamak
imkânsız! Hacı Adil ara sıra
ona dönüyor. Belli ki,
rütbesi ile nisbetsiz bir
önemi var. Biz bu önemlere
alışmıştık. Salondan
çıktıktan sonra, Hacı Adil'e
buzatın kim olduğunu
sordum. - Mustafa Kemal
Bey, dedi.. Yamandır!
(Atay, s.31)