Amo Rise

Amo Rise
İnsan. Merdümgiriz. A F.ing Nihilist letterboxd.com/amorise/films/b... & trakt.tv/users/amorise/h...
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Famous for 15 minutes - İlgi Herospusuyuz
U.Eco: Yaratma gücü yoksa kişide, o zaman geriye yok etmek kalır: bir sanat eserini ya da bazen kendini. Herostratos’u ele alalım. Geleceğe kalmasının sebebi, Efes’teki Artemis Tapınağı’nı yok etmiş olması. Sırf ismi geleceğe kalsın diye tapınağı yaktığı bilindiğinden, Atina yönetimi isminin bir daha ağza alınmasını yasakladı. Yeterli olmadı elbette. Kanıtı da, Efes’teki tapınağın mimarının ismini unuttuğumuz halde, Herostratos'unkini aklımızda tutmamız. Herostratos’un sayısız mirasçısı var elbette. Bunlar arasında televizyona çıkıp karılarının onları boynuzladıklarını anlatan bütün o insanları anmak lazım. Özyıkımın tipik bir biçimi. Her şeye hazırlar, yeter ki gazetelerin birinci sayfasına çıksınlar. Kendisinden söz edilsin diye sonunda yakalanmak isteyen serial killer'ların durumu da böyle. J.-C.C.: Andy Warhol bu arzuyu, o meşhur famous for fifteen minutes deyişiyle dile getirmişti.
Sayfa 206·Kitabı okudu
Hatırlanmak istiyorsanız, yazmalısınız. Yazmalı ve yazdıklarınız ateşte kaybolmasın diye bir şeyler yapmalısınız. Ne var ki Traklar, tıpkı Galyalılar gibi, yazı bırakmamışlardı. Ve yazısız halklar, kendilerini adlandırmamış, kendilerini (yalan yanlış bile olsa) anlatmamış olanlar, hiç yaşamamış gibidirler, kuyumculukları muhteşem, son derece incelikli işler olsa bile.
Sayfa 194·Kitabı okudu
AI (YZ) ile Bir Gelecek
J. -C. C.: Bütün sorularımıza ama aynı zamanda sormadıklarımıza bile cevap verebilecek elektronik bir hizmetçi yanımızda olduğunda, bilecek ne kalacak bize? Protezimiz her şeyi, baştan sona her şeyi bileceği zaman, daha ne öğrenmemiz gerekecek? U.E.: Sentez sanatını. J.-C.C: Evet. Öğrenme eyleminin kendisini. Çünkü öğrenmek öğrenilen bir şeydir.
Bu dediğiniz şey, hekimler için de geçerliydi mesela. Öğrenimlerini bitirdikleri zaman sahip oldukları bilgi dağarcığı mesleklerinin sonuna kadar geçerli olurdu. Artık herkesin tabi tutulduğu şu sonu olmayan öğrenmeye ilişkin söyledikleriniz, "emekli" denilenler için de aynen geçerli. Kaç yaşlı insan, faal oldukları dönem zarfında elbette ki tanıyıp bilemedikleri bilgisayarı yavaş yavaş öğrenmek zorunda kaldı? Ebedî öğrenciler olmaya mahkûm edildik, aynı Vişne Bahçesi'ndeki Trofimov gibi. Belki de daha iyi, aslında. İlkel dediğimiz, değişmeyen dünyalarda, ihtiyarlar iktidar sahibidir, çünkü bilgi birikimini çocuklarına aktaran onlardır. Dünya devamlı devrim halindeyken, elektroniği anne babalarına öğreten çocuklar oluyor. Peki ya kendi çocukları, ne öğretecekler onlara?