1984'te ; Orwell kitap boyunca sorgulama içindedir. Kahramanımız Winston Smith, Devrim öncesi hayatı merak etmekte, bu hayatı sorgulamaktadır. Kendisi gibi sorgulayan insanları bulmak istemekte, ama kendisi gibi sorgulayan insanlar bu düşünceden mahrum bırakılmıştır. Winston’un bu yaptıkları parti yasalarına göre yasaktır. Çünkü içinde bulunduğu parti sorgulamaya, düşünmeye izin vermez.
Toplumun özgürlüklerinin sınırlandırılmasını, baskıcı rejimlerin birey üzerinde etkisini, Gelişen teknoloji ve iktidarların insanları kontrol altına almasını, özgürlüklerin kısıtlanmasını, sorgulamanın yasak olduğu bir toplumu, her yerde izlendiğimizi karamsar bir şekilde gözümüze sokarak anlatıyor Orwell. Kuşkusuz en iyi distopya örneklerinden birini sunuyor okura. Tele Ekranlar, mikrofonlar, kameralar, uydular... Ütopik dünyayı içinde barındırsa da günümüze ışık tutuyor.
Kitabın çevirisi Nuran Akgören'e ait. Bu kitap daha sonraları Can Yayınları çevirmeni " Celal Üster " tarafından çevrilmiş, Kitabın yeni baskısındaki çeviri Celal Üster'e ait, ikisi arasındaki farklar bariz belli oluyor ama bu çevirinin berbat bir çeviri olduğunu söyleyemem. Tekrardan Orwell'ın 1984'üne dönelim.
Orwell, romanı İskoçya'da verem ile boğuşurken 1947-1948 yılları arasında yazdı. Kitap sosyalizm karşıtı olarak suçlandı. O dönemin politikacılarıyla karşılaştırma yaparsanız romanı daha iyi anlayabilirsiniz (Adolf Hitler, Stalin gibi..) Bir de Roman üzerinden uyarlama " 1984’’ filmini kitabı okuyarak izlerseniz daha yararlı olur sizin adınıza.Kitabı okurken bazen beyninizi fareler kemiriyor gibi bir hisse kapılabilirsiniz. Yazar çoğu yerde kapalı bir dil kullandığını bizlere " 1984" kitabında gösteriyor.
Orwell için Cia ajanı olduğunu söyleyenler olsa da bu rivayetten öteye