Libranabooks2

Libranabooks2
Küçük Prensimin Annesiyim 🩵 “Kendi hikayemin kahramanı.”️️ “Yıldızları kovalayan bir düş avcısıyım.”️
Afrika göçerlerinin hayatında olağan olduğu üzere hiç tıbbi yardım bulunamamıştı; hiç kimse ne olduğunu ya da ne yapılacağını bilmiyordu. O toplumda iki seçenek vardır: yaşamak ya da ölmek. Arası yoktur. Birisi hayatta olduğu sürece her şey yolundadır. Doktor ya da ilaç bulmak gibi bir şansımız olmadığından hastalıkları pek umursamayız. Birisi öldüğünde bu da kabulümüzdür, çünkü sağ kalanlar yaşamlarını sürdürürler. Hayat devam eder. Yaşamlarımıza her zaman inşallah felsefesi hükmeder: "Tanrı isterse." Hayatı bir hediye, ölümü de Tanrı’nın tartışılmaz bir kararı olarak gören bir görüş egemendir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
(...)etrafımdaki beyaz insanları inceledim. Bana soğuk ve hastalıklı görünüyorlardı. İngilizce biliyor olsaydım, "Güneşe ihtiyacınız var," diyecektim. Bunun geçici bir sorun olduğunu sanmıştım. Her zaman böyle görünmezlerdi ya, değil mi? Bu insanlar uzun süre güneş yüzü görmediklerinden beyazlaşmalardı herhalde. Sonra ilk fırsatta onlardan birine dokunmak istedim, çünkü belki de beyaz çıkarılabiliyordu. Belki altında gerçekten siyah derileri vardı.
Somali'de yaygın olan inanca göre kızların bacakları arasında, doğarken getirdikleri, ama temiz olmayan kısımlar vardır. Bunların vücuttan uzaklaştırılması gereklidir. Klitoris, labia minora ve labia majoranın büyük bir kısmı kesilir, sonra yara dikilerek kapatılır, geride sadece genital bölgede bir iz kalır. Fakat bu kesme töreninin gerçek ayrıntıları bir sır olarak kalır ve kızlara asla açıklanmazdı. Tek bildiğiniz, sıranız geldiğinde özel bir şeyler olacağıdır.
Göçebe hayatı zorluydu, ama bir o kadar da güzeldi; doğayla iç içe, birbirinden ayrılmaz bir hayat. Annem bir tabiat mucizesini bana isim olarak vermişti. Waris, çöl çiçeği anlamına gelir. Çöl çiçeği, çok az sayıda canlının hayatta kalabileceği kıraç yerlerde açar. Ülkemde bazı zamanlarda bir yıl boyunca yağmur yağmaz. Fakat sonunda tozlu toprağı yıkarcasına yağmur boşanır ve yağmurun ardından birer mucize gibi tomurcuklar görünür. Çiçekler parlak sarıya çalan turuncu renktedir, bu nedenledir ki, sarı hep benim favori rengim olmuştur. Genç bir kız evleneceği zaman, kabilesindeki kadınlar bu çiçeği toplamak için çölde dolaşırlar. Çiçekleri kuruturlar, sonra kuru yaprakları suyla karıştırıp sürülünce gelinin yüzüne altın sansı ışıltı veren bir mai hazırlarlar. Çeşitli desenler çizerek gelinin ellerini ve ayaklarını kınayla süslerler. Bakışlarına derin ve seksi bir ifade vermek için gözlerine rastık çekerler. Tüm bu kozmetikler bitkilerden elde edilir, dolayısıyla tamamen doğaldır. Ardından kadınlar gelini parlak renkte kumaşlarla sarmalarlar -kırmızılar, pembeler, turuncular, sarılar- ne kadar renkli olursa o kadar iyi olur. Fazla kumaşları olmayabilir, çoğu aile oldukça fakirdir, ama bu utanılacak bir şey değildir. Gelin kendisinin, annesinin ya da kız kardeşlerinin veya arkadaşlarının bulabileceği en güzel kumaşa sarınır ve büyük bir gururla hareket eder. Bu, tüm Somalililer'in sahip olduğu bir özelliktir.

Libranabooks2

, bir kitap okudu
Puan vermedi·139 syf.·
Beğendi
·
3 günde okudu
·
2026 20. kitabı
José Saramago
7.3/10 · 14,3bin okunma