■Az sayfalı, bol bilgili anlaşılması biraz zor bir kitap. Sayfaların az olması sizi yanıltmasın çünkü içerdiği bilgilerden dolayı bir oturuşta okunulacak bir kitap değil. Sindire sindire okumak lazım.
Şimdi :
■Yazar eserinde, bir olaya bir düşünceye bakışımızı sorgulatıyor aslında bize. Zıt bir düşünceye bakışımız nasıl olur? Dinlemek istemeyiz, hor görürüz muhtemelen değil mi? Yazar burda zıt fikirlere de açık olmamız gerektiğini, o düşünce bizden olmasa bile yanlış da olsa dinlenmesi gerektiğini ve inandığımız değerlerle karşılaştırmamız gerektiğini söyler. Ayrıca Hristiyanlığın öğretilerini de sorguluyor bir yandan. Sokratesi de vurguluyor kitabında.
■Bir görüşün dile getirilmesi için (Bu görüş doğru veya yanlış olabilir.) ılımlı olunması gerektiği ve adil tartışma sınırlarını aşmamak şartıyla izin verilmesi gerektiğini savunur. (Ki bu doğru ve olması gereken bir şey.)
■Tarihte susturulmuş birçok kimse olduğu gerçeğini biliriz ki bu halen de var. Günümüzde de! Karşıt fikirler tahammül edilemez(!) Yazar burda diyor ki; bir görüş susturulmuşsa o görüş bilebildiğimiz kadarıyla doğru olabilir. Bunu inkâr etmek kendimizi hata yapmaz olarak görmektir.
■Ama unutulmamalıdır ki; " Bir görüş doğruysa, bir kez, iki kez, hatta pek çok kez susturulabilir, ama çağlar içinde onu yeniden keşfedecek insanlar genellikle çıkacaktır, ta ki baskıdan kurtulup bir daha susturulamayacak kadar ilerleyeceği olumlu koşulların ortaya çıkacağı bir döneme denk gelene kadar." (Eserden alıntıdır)
■İçinde bulunduğumuz çağda inançtan yoksun ama kuşkuculuktan da ödü kopan kesimler de var. İnsanlar, görüşlerinin doğru olmasından çok o inançlar olmazsa ne yapacaklarını bilemeyeceklerini düşünürler. Bu yüzden inançlarına ters bir düşünce gördüklerinde değerlerinin doğruluğundan çok toplum için