Arzu C.G.

Arzu C.G.
@Arceyhun
6/10
·408 syf.··
2019 92. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2019 00:43
Goodreads 2018 En İyi Fantastik kitabı seçilen bu eserin bizdeki karşılığı tam anlamıyla Fahrenheit 451. Şimdi Fahrenheit'ın da seven olduğu kadar sevmeyip yarım bırakan bir kitlesi var. Çok satılanlar listesi diye bir illet var, hak etmeyen kitapları baş tacı yapıp, okunası kitapları görünmez hale getiren. (Keşke bir bitse bu olay.) İşte, Kirke de tam olarak böyle bir kitap. Bu kitaba başlarken beklentim o kadar yüksekti ki, eminim hayal kırıklığımın sebebi de biraz bu. Ortalama bir fantastiksever bu kitabı sevebilir, zaten azımsanmayacak, yunan mitolojisine hayran bir okur kitlesi var. Ben kitabı ortalarına kadar zevk alarak okudum, ama her ne olduysa, yazar konuyu ite kaka zorlayarak bitirdi, ne bir olay örgüsü kaldı, ne kurguda bir zeka pırıltısı. Laf olsun diye devam edilmiş gibi. Sevgili yazarına burdan sesleniyorum, bunu kurgularken, Yunan mitleri gibi müthiş bir zengin kaynağa sahipken, nasıl olur da en silik, en yelloz titanını ana karakter yaparsın? Kitabın sonunda üvey oğluyla yatmasına şaşırmadım bile. O kadar satış amaçlı yazılmış bir kitap ki (ve bizde bookstagramların ortalığı velveleye vermeleri de bunda etkili oldu) ben ithaki adına üzüntü duyuyorum. Çok daha mükemmel kitapları ve serileri varken, biraz da onları parlatsa, eminim kendisine daha has bir kemik okuyucu kitlesi yaratır. Sophie'nin Dünyası kitabını bilmeyen yoktur. O kitap her ne kadar felsefeye giriş niteliğinde, tatlı bir kurgusu olan kitapsa, bu kitap da bir o kadar Yunan Mitolojisine giriş kitabı niteliğinde. Kitabın arka kısmında ekstra olarak Tanrılar, titanların indeksi de mevcut. İncelemem benim düşüncelerim, seven sever beni ırgalamaz. Ama, çok aşırı sevenin de, türe hakimiyetini sorguluyorum şahsen.
Edebiyat
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
Arzu C.G.
80. Sayfadayım aynı hissi yaşadım o yüzden yorumları okudum, tek benim gibi düşünen insansınız.. Akillausun Şarkısı nı çok beğenmiştim, bu çok karmaşık ve duygusuz bir kitap olmuş😁iyi ki önce diğer kitabı okumuşum
Reklam
Puan vermedi·376 syf.··
2019 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2019 01:39
Daha önce herhangi bir kitabını okumadığım yazar Nermin Bezmen’i Basın’dan tanıyor ve eşi aktör Tolga Savacı ile yıllardır devam eden güzel birlikteliğinden dolayı aşk hikayelerini çok güzel ifade edebileceğine dair olumlu bir önyargı taşıyordum. Böylesi bir beklenti ile başladım kitabın sayfalarını çevirmeye. Ancak nedense kitap beni kendi dünyasına çekemedi. Kuşkusuz bunun bazı nedenleri var: Öncelikle kitapta çok fazla betimleme var. Betimlemeler bir yazarın sanatını konuşturma silahlarının belki de en önemlisidir ama bu kitapta ana konu ile ilgisi bulunmayan; perdeler, sandalyeler, sehpalar, giysiler vs konularında çok fazla ve birbirini tekrar eden, aynı zamanda gereksiz betimlemeler söz konusu. Yazım dili de oldukça yavanken bir de bu durum okurun olay örgüsü ile bütünleşmesini engelliyor. Beni rahatsız eden bir başka konu gerçeklik algısının bir türlü oluşturulamamasıydı. Bazı örnekler vereyim buna dair: Baş karakter Hüma; ailesi tarafından el bebek-gülbebek yetiştirilmiş, yabancılara ait okullarda okumuş 17 yaşında bir kız ama ülke meseleleri ile de çok ilgili. Bu durum bana mantıklı gelmedi ve olay örgüsüne paralel olarak Hüma’nın ağzından o günlerin tarihsel bilgilerinin verilip yorumlar yapılmasının karakterin ağzında sakil durduğunu düşünüyorum. Bir diğer gerçeklik algısı noksanı da Hüma’nın eşi Nesim’in New York’tan İstanbul’a dönüşü: On sekiz yaşında genç bir karısı olan, Wall Street’te saygın ve güzel bir işe sahip olan Nesim’in bir gün kayınpederinden gelen bir mektupta babasının kalp krizi geçirdiğinin söylenmesi üzerine 1.Dünya Savaşının en ateşli günlerinin devam ettiği, Atlantik’te Alman Denizaltılarının cirit attığı bir dönemde herşeyi geride bırakıp bir İngiliz gemisi ile Liverpool’a doğru yola çıkması ortalama bir mantık ile kabul edilebilir
SırNermin Bezmen · Remzi Kitabevi · 20121,758 okunma
Arzu C.G.
Bu kitabı okuyorum ve hiç beğenmedim, en doğru yorumu siz yapmışsınız, tebrikler.... Kitapta hiçbişey yerli yerinde değil, gereksiz abartılı, duygu hiç yok... Aşırı bel altı vurmuş... Anlamsız betimleme çok... Millet nesini beğenmiş bilemedim😊
Çocuklara daha iyi bir dünya bırakmak yerine, dünyaya daha iyi çocuklar bıraksanız, sorun kendiliğinden çözülecek aslında. Aziz Nesin
Arzu C.G.
Zannımca bu devirde ikiside şart oldu😊
10/10
·544 syf.··
2017 99. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2017 19:54
"Şizofren" ya da gerçek adıyla "Bir Delinin Hikâyesi", John Katzenbach'ın başyapıtlarından "Psikoanalist"in hemen ardından yazdığı çok iyi bir roman. Türkçede yayınlanan kitaplarına genel anlamda baktığımızda John Katzenbach'ın kimlik meselesini dert edinen bir yazar olduğunu görüyoruz. Psikolojik gerilim kitaplarının genel meselesi olan katil kim? sorusu onun kitaplarında da var. Katzenbach psikolojik gerilim kitapları yazarken bu türde beklenmeyecek denli ağır akan, karakterlere ve mekânlara odaklanan, ilginç fikirler barındıran ama heyecan yaratması zor eserler ortaya koyuyor. Polisiye ya da psikolojik gerilim kitaplarında yazarların maharetlerini sergilediği baş döndürücü tuhaf olaylar ya da cinayet sahneleri Katzenbach'ta pek yok. Bu anlamda örneğin Grange, Wulf Dorn veya Tess Grietsen gibi benzer konuları işleyen yazarların kulvarından başka yerlerde geziniyor yazar; çünkü bence yazarın esas meselesi suçun, kötülüğün insan ruhuna verdiği zarar ve bıraktığı hasarı göstermek, ve bunu korkutarak değil, ağır ağır anlatarak yapmak. Bunu yaparken karakterlerinin gerçekliğine, derinliğine odaklanıyor Katzenbach; olayların ilginçliğini, şaşırtıcılığını, insanı şok eden kanlı sahneleri ve şiddeti kenara bırakıyor, olağan ve sıradan hayat akışları suç yüzünden bozulmuş insanların değişen psikolojilerini anlatıyor, onların sarsılan imajları ve sosyal statülerinin, hayatta normal ve sağlıklı olduklarının göstergesi olan konumları ve güçlerinin ellerinden kayıp gitmesi , ellerinden alınmasıyla bu insanların başbaşa kaldığı daha doğrusu bırakıldığı yüzleşmelere odaklanıyor. Bu sefer Katzenbach bizi bir akıl hastanesine götürüyor. Francis Petrel 21 yaşında bir delikanlı ve ailesinin zoruyla buraya yatırılıyor. Western State akıl hastanesi eski bir yapı ve çok fazla sayıda
ŞizofrenJohn Katzenbach · Koridor Yayıncılık · 20122,580 okunma
Arzu C.G.
Çok güzel bir yorum,kitabı okudum ,çok beğenmemiştim yorumunuzla birlikte değerlendirince bende sevdim kitabı:)
Puan vermedi·336 syf.··
2018 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2018 03:02
Yazar 1998 nobel edebiyat ödülünü almış Veee bunu kalemin gücüyle almış diyebilirim gönül rahatlığıyla Kitabın konusuna gelecek olursak:Bilinmeyen bir ülkede trafik olağan akışıyla akarken yolun ortasında bir araba duruverir herkes sinirle arabaya hücum ederken birisi kapıyı açar ve şoförün ağzından tek cümle çıkar" kör oldum, görmüyorum " Ve hikaye böyle başlar yavaş yavaş bütün ülke kör olur.Tabii ki beraberinde kaos, açlık, pislik ne ararsanız kötülüğe dair hepsi .... Ve arada da insanlığa dair minicik minicik güzel şeyler. Kitap çok güzel di ben beğendim ve okurken keyif aldım Ama şunu mutlaka eklemeliyim yazarın yazım şekli çok yoruyor uzuuuuun uzun cümleler çokça virgül ve konuşma cümlelerinin paragrafla ayrılmış olmaması gerçekten yoruyor insanı defalarca tekrar tekrar okumak zorunda kaldığım cümleler çok oldu göz yoruluyor ama beyin tatmin oluyor
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Arzu C.G.
2. Kitap daha fena,,onu çok zor bitirdim...GÖRMEK....ama bu yormadına rağmen muhteşemdi:)
Reklam