Aslında kitle uzun bir süre filozofu tanıyamadı ve başkasıyla, kah bilimle uğraşan insanla ve ideal bilginle, kah tanrının duyularından arınmış ''bu dünyalı olmaktan çıkmış'' dindar-yüce hayranıyla ve meczubuyla karıştırdı; bugün bile herhangi birinin, ''bilgece'' ya da ''bir filozof gibi'' yaşadığı için övüldüğü duyuluyorsa, bunun handiyse ''akıllıca ve bir kenarda''dan daha fazla bir anlamı yoktur. Bilgelik: belli ki ayaktakımı bunu bir tür kaçış olarak, kötü bir oyundan güzelce sıyrılmak için bir yöntem ve marifet olarak görüyor; oysa gerçek filozof -bize öyle görünüyor değil mi dostlarım?- ''filozofça'' ve ''bilgece'' olmayan, her şeyden önce akıllıca olmayan bir yaşam sürer, ve yaşamın yüzlerce denemesinin ve baştan çıkartmasının günahını ve ödevini hisseder: -kendini sürekli riske eder, bu kötü oyunu oynar...