Aşırı öfke, daha uç noktalarda, cinayet, tecavüz ve eşini dövme gibi ağır suçlara yol açabilir. Hapishanelerdeki mahkûmların birçoğu, küçükken dayak yemiş çocukların,
yetişkin birer birey olduklarında öfkelerini doğru kanallar yoluyla serbest
bırakmayı öğrenememiş halleridir.
Mükemmeliyetçi anne-babaların çocukları genelde iki yoldan birini seçerler:
Ya anne-babalarının sevgi ve onayını kazanmak için çabalayıp dururlar ya da
başarılı olmaktan korkan isyankâr bireyler olurlar.
Hâkimiyetlerini açıkça korumaya çalışan anne-babalar acımasızlardır. Erişkin çocukları bir parça bağımsızlıklarını göstermeye başladıklarında, onları vefasızlıkla suçlarlar, hüsran ve kızgınlıklannı saklamazlar.
Evhamlı anne-babaların yetiştirdiği çocuklar büyüdüklerinde evhamlı, ürkek bireyler
olup endişe dolu hayatlar sürdürürler. Bu yüzden de anne-babaları hayatlarını yönetmeye, her işlerine karışmaya devam ederler.