Devlet, tüm gücünü ve otoritesini aldığı ve ona göre davrandığı bireyi daha
yüksek ve bağımsız bir güç olarak tanıyana kadar, gerçekten de özgür ve aydınlanmış bir devlet olmayacak
Sivil itaatsizlik, anlamlı sayıda yurttaşın,
geleneksel değişiklik yollarının tıkandığına yani itirazlarının artık dinlenip incelenmediğine ya da tersine, birtakım değişiklikleri gündemine alan hükümetin yasallığı ve anayasaya uygunluğu ciddi biçimde kuşkulu olan bir politikada ısrar ettiğine inandıkları bir durumda ortaya çıkar.
Yasa insanları hiçbir zaman daha adil yapmamıştır ve duydukları saygıyla birlikte ona hep uyum göstermeleri adaletten nasibini almayan failler yaratmıştır. Yasaya körü körüne uymanın yaygın ve doğal sonucu olarak tepelerden ve vadilerden mükemmel bir düzen içinde isteksizce, iradeleri ve vicdanları dışında savaşa yürüyen ve bu yüzden de bunu abartılı bir yürüyüş haline getiren ve bir kalp
çarpıntısına neden olan askerleri, albayları, yüzbaşıları, onbaşıları, erleri, barut taşıyıcılarını ve çok daha fazlasını
görebilirsiniz. Yaptıkları işin çok kötü olduğundan şüphe duymazlar; hepsi barışa eğilimlidir. Peki, onlar nedir? İnsan mı? Ya da gücü elinde bulunduran vicdansızların
hizmetindeki küçük kaleler ve silah depoları
mıdır?